Yeni Şafak gazetesinde Hitit Yolu ile ilgili söyleşi yayımlandı. Okumak için aşağıdaki linki tıklayınız.
http://m.yenisafak.com/pazar-haber/ic-anadolu-steplerinde-tarihe-yolculuk-08.09.2014-682882
22 Eylül 2014 Pazartesi
7 Eylül 2014 Pazar
Kamp-Karavan Mekanları ve Su Sporları Merkezleri Atlas Dergisi Ekinde
Atlas dergisi Ağustos ayında verdiği ekte Türkiye'nin kamp ve karavan için uygun mekanlarını tanıttı. Eylül ekinde ise popüler su sporlarının yapıldığı merkezler yer aldı.
İsdak İskilip Yaylaları 1. Yaz Şenliği
İSDAK (İskilip Kültür Turizm Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği), Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu rotalarını tanıtmak amacıyla yaz şenliği düzenliyor.
http://isdak.com/isdak-iskilip-yaylalari-1-yaz-senligi/
https://www.facebook.com/events/334817523343922/?ref=22
28 Ağustos 2014 Perşembe
Hitit Yolu'nun yeni kitabı çıktı
Hil Yayıncılık, güncellenmiş bilgiler ve yeni bir tasarımla Hitit Yolu kitabını yayımladı. Dumanı üzerinde, yeni çıktı... Sipariş vermek için aşağıdaki linkleri ziyaret edebilirsiniz.
http://www.pandora.com.tr/urun/hitit-yolu/372113
http://www.dr.com.tr/Kitap/Hitit-Yolu/Ersin-Demirel/Egitim-Basvuru/Gezi/Gezi-Anlatimi/urunno=0000000609483
http://www.idefix.com/kitap/hitit-yolu-ersin-demirel/tanim.asp?sid=JX3YI7BWUY6Y8C1WLG33
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=702254&sa=177136193
12 Temmuz 2014 Cumartesi
Rize Yaylaları Hürriyet Seyahat Eki'nde
Karadeniz yaylaları
festivallere hazırlanıyor
Doğu Karadeniz sahillerindeki deniz suyu sıcaklığı 23
dereceye ulaştı. Yaylalarda ise yağmur mevsimi sona erdi. Doğaseverler için
keşif zamanı başladı. Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun’daki tulumlu horonlu
yayla şenliklerinin çoğu ramazan sonrasına ertelendi. DHA muhabirleri yaylalar
ve sahillerdeki yeni gelişmeleri araştırdı. Bölgeyle ilgili rehber kitaplar
hazırlayan fotoğrafçı yazar Ersin Demirel de Rize’nin en güzel 5 yaylasını ve
buzul gölünü seçti.
Ömür Avcı,
Fatih Turan, Muhammet Kaçar, Adem Güngör, Hakan Kabahasanoğlu, Nedim Kovan
(DHA) 7 Temmuz 2014
Rize’de ramazan nedeniyle festival ve şenlikler bayram sonrasına bırakıldı. 15’inci Uluslararası Kaçkar Dağcılık ve Turizm Şenliği, 15-19 Ağustos tarihinde başlıyor. 5 gün sürecek şenlikte yurtdışından gelecek dağcılar Rize merkezinde toplanacak, ardından Yukarı Kavron ve Mezovit yaylalarını gezecek. Kaçkar’a tırmanacak ekip Karadeniz Gölü ve Çaymakçur Yaylasından geçerek 5 gün sonra yeniden şehre dönecek. Rize ve Artvin’de Uluslararası Tulum ve Müzik Festivali’yse 3’üncü kez düzenleniyor. 11 ülkenin halk dansları toplulukları ve müzisyenleri 30 Temmuz- 5 Ağustos tarihleri arasında Rize ve Artvin’de gösteri yapacak.
OVİT GUINNESS İÇİN GÜN SAYIYOR
Rize’nin İkizdere ilçesi’nin 2 bin 2640 rakımlı Ovit Yaylası’nda 2 yıl aradan sonra yeniden şenlikler düzenlenecek. Ekşioğlu Vakfı Başkanı Ali Ekşi öncülüğünde gerçekleştirilecek 16’ncı Uluslararası Ovit Yayla Şenlikleri’nde Karadeniz’e kıyı ülkelerin halk dansları toplulukları gösteri sunacak, yöre sanatçıları konser verecek. 1-3 Ağustos tarihleri arasında Ovit Yaylası’nda düzenlenecek şenliklerde, 650 kilo ağırlığındaki dev kazanda pişirilecek, 3.5 ton kavurma şenliğe katılan yaklaşık 50 bin kişiye ikram edilecek. Dev kazanda yapılacak rekor denemesi için Guinness Rekorlar Kitabı’na yapılan başvuru da kabul edildi. Artvin Arhavi’de Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali 41’inci yılında Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin halk dansları ekiplerini ağırlayacak. 22-24 Ağustos tarihleri arasında 3 gün sürecek şenlikte hamsili ekmek yapma yarışması, çay toplama yarışması, fındık ayıklama yarışması, dik hızarda tahta kesme yarışması ile Laz böreği yapma yarışmaları yapılacak.
YENİ DOĞA PARKI
Güneysu Kaymakamlığı ile Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından Handüzü Yaylası’nda yapımı tamamlanan Arap Düzü Doğa Parkı bu yaz ziyarete açıldı. Rize merkeze 35 dakika mesafede yer alan bin 400 rakımlı park, 106 hektar alan üzerinde kuruldu. 200 metresi basamaklı 800 metre taş döşeli asma ve tahta köprülerden oluşan yürüyüş parkuruyla seyir teraslarından oluşan alanda piknik alanları bulunuyor. Doğa parkına, projesi 1712’de Saraybosna’da yaptırılan Kardeşlik Çeşmesi benzeri bir çeşme inşa edildi. Arap Düzü Şelalesi seyir terasının da bulunduğu doğa parkı yaz aylarında ziyarete açık tutulacak.
TRABZON’DA 6 AY ŞENLİK VAR
Nisan ayında başlayan Trabzon’daki şenlikler eylülün sonlarına kadar devam ediyor. Yayla mevsiminde büyüklü küçüklü yüzlerce şenlik ve festival düzenleniyor. Maçka’da 7 Temmuz Soğuksu, Düzköy’de 19-20 Temmuz Hırsafa Karadağ, Vakfıkebir’de 12-13 Temmuz Karadağ Yaylası, Akçaabat’ta 20 Temmuz Hıdırnebi, Tonya-Şalpazarı-Gümüşhane sınırında 18 Temmuz Kadırga Yaylası, Şalpazarı’nda 26 Temmuz Sis Dağı Yaylası şenlikleri düzenlenecek. Ağostostaki şenliklerse şöyle: Akçaabat 10 Ağustos Kayabaşı Karaabdal Yayla Şenlikleri, Sürmene 9 Ağustos Zarha Dağı Şenlikleri, Çaykara 20 Ağustos’ta Sultanmurat, Düzköy 20 Ağustos Honefter Yayla Şenliği, Tonya Eylül’ün birinci haftasında Kadıralak Yayla Şenliği. Düzköy’deki Karadağ Serda Şenliği Eylül’ün ilk haftası, Vakfıkebir-Tonya sınırındaki Sivri Şenliği de 4 Eylül’de yapılacak. Trabzondaki festivallerin de öne çıkanları şöyle: Akçaabat Müzik ve Halkoyunları Festivali 31 Temmuz – 3 Ağustos, Çarşıbaşı Keşan, Kültür ve Balıkçılık Festivali 27 – 28 Temmuz, Maçka – Sumela Kültür ve Sanat Festivali Ağustos’un ilk haftası, Vakfıkebir Ekmek Festivali 4 – 6 Ağustos, Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali Ağustos’un son hafta sonu.
OTÇU GÖÇÜ GELENEĞİ YAŞATILIYOR
Sahilden bir saat uzaklıktaki yaylaları yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerle dolup taşan Giresun’da en fazla Kümbet, Kulakkaya, Çakrak, Gölyanı, Ağaçbaşı, Sisdağı, Bektaş, Paşakonağı, Karaovacık, Anastos ve Karagöl yaylaları tercih ediliyor. Giresun’da da çok sayıda yayla şenliği düzenleniyor. Yayla şenliklerinin temelinde Doğu Karadeniz’de yaygın bir gelenek olan ‘Otçu göçü’ yatıyor. Mısır otunun alınması ile fındık toplamaya başlama zamanı arasında kalan 15-20 günlük (Temmuz’un 15’inden sonra) süreyi kapsayan bu dönemde perşembe ve cuma günleri yaylaya götürülecek yiyecek ve giyecekler paketlenir. Sonra yola çıkılır. Geçmişin getirdiği örf-adet gereği yolculuk sırasında pınar başlarında oturulur. Yenilir, içilir, türküler söylenir, horonlar oynanır. Bu geleneklerin kaybolması tehlikesi üzerine eski günlerin tekrar yaşanması amacıyla yayla şenlikleri düzenlenmeye başlanılmış ve büyük ilgi görmüştür.
RAMAZAN SONRASI ŞENLİĞİN ADRESİ KÜMBET
Giresun’da da haziranda başlayan yayla şenlikleri eylüle kadar devam ediyor. Ancak yıllardır Ramazan ayının yaz aylarına denk gelmesiyle bazı etkinlikler iptal ediliyor, bazılarıysa ramazan sonrasına erteleniyor. Bu yılki şenliklerin çoğu da ramazan sonrasına ertelendi. Temmuz ayı boyunca şu ana kadar sadece Kulakkaya Ağaçbaşı Yayla şenliği gerçekleştirildi. Şenlikler ramazan sonrası 3 Ağustos’ta Kümbet ile başlayacak. Her yıl 20 bin kişinin üzerinde katılımın olduğu Kümbet, Giresun’un en eski ve coşkulu geçen şenliği olarak biliniyor. Birçok şenlik Ramazan dolayısıyla ertelenip iptal edilirken, Kuşdili Festivali, Görele Kemençe Horon Günleri, Bektaş Yayla Şenliği, Çamoluk Bal ve Alucra Ekin Festivali’nin yapılması bekleniyor. Tarihleri henüz açıklanmayan bu şenlik ve festivallerin duyurusu ilgili belediyelerin internet sitelerinden yapılacak.
Ordu’da ziyaret edilen yaylaların başında Kabadüz ilçesine bağlı 2 bin rakımlı Çambaşı Yaylası ile Aybastı’daki bin 500 rakımlı Perşembe Yaylası geliyor. 907 yıldır Aybastı Perşembe Yaylası’nda yayla şenliği ve güreşler düzenleniyor. Ordu’nun en kalabalık yayla şenliği sayılan Perşembe Yaylası’na her yıl 100 bine yakın ziyaretçi katılıyor.
Rize’nin İkizdere ilçesi’nin 2 bin 2640 rakımlı Ovit Yaylası’nda 2 yıl aradan sonra yeniden şenlikler düzenlenecek. Ekşioğlu Vakfı Başkanı Ali Ekşi öncülüğünde gerçekleştirilecek 16’ncı Uluslararası Ovit Yayla Şenlikleri’nde Karadeniz’e kıyı ülkelerin halk dansları toplulukları gösteri sunacak, yöre sanatçıları konser verecek. 1-3 Ağustos tarihleri arasında Ovit Yaylası’nda düzenlenecek şenliklerde, 650 kilo ağırlığındaki dev kazanda pişirilecek, 3.5 ton kavurma şenliğe katılan yaklaşık 50 bin kişiye ikram edilecek. Dev kazanda yapılacak rekor denemesi için Guinness Rekorlar Kitabı’na yapılan başvuru da kabul edildi. Artvin Arhavi’de Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali 41’inci yılında Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin halk dansları ekiplerini ağırlayacak. 22-24 Ağustos tarihleri arasında 3 gün sürecek şenlikte hamsili ekmek yapma yarışması, çay toplama yarışması, fındık ayıklama yarışması, dik hızarda tahta kesme yarışması ile Laz böreği yapma yarışmaları yapılacak.
YENİ DOĞA PARKI
Güneysu Kaymakamlığı ile Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından Handüzü Yaylası’nda yapımı tamamlanan Arap Düzü Doğa Parkı bu yaz ziyarete açıldı. Rize merkeze 35 dakika mesafede yer alan bin 400 rakımlı park, 106 hektar alan üzerinde kuruldu. 200 metresi basamaklı 800 metre taş döşeli asma ve tahta köprülerden oluşan yürüyüş parkuruyla seyir teraslarından oluşan alanda piknik alanları bulunuyor. Doğa parkına, projesi 1712’de Saraybosna’da yaptırılan Kardeşlik Çeşmesi benzeri bir çeşme inşa edildi. Arap Düzü Şelalesi seyir terasının da bulunduğu doğa parkı yaz aylarında ziyarete açık tutulacak.
TRABZON’DA 6 AY ŞENLİK VAR
Nisan ayında başlayan Trabzon’daki şenlikler eylülün sonlarına kadar devam ediyor. Yayla mevsiminde büyüklü küçüklü yüzlerce şenlik ve festival düzenleniyor. Maçka’da 7 Temmuz Soğuksu, Düzköy’de 19-20 Temmuz Hırsafa Karadağ, Vakfıkebir’de 12-13 Temmuz Karadağ Yaylası, Akçaabat’ta 20 Temmuz Hıdırnebi, Tonya-Şalpazarı-Gümüşhane sınırında 18 Temmuz Kadırga Yaylası, Şalpazarı’nda 26 Temmuz Sis Dağı Yaylası şenlikleri düzenlenecek. Ağostostaki şenliklerse şöyle: Akçaabat 10 Ağustos Kayabaşı Karaabdal Yayla Şenlikleri, Sürmene 9 Ağustos Zarha Dağı Şenlikleri, Çaykara 20 Ağustos’ta Sultanmurat, Düzköy 20 Ağustos Honefter Yayla Şenliği, Tonya Eylül’ün birinci haftasında Kadıralak Yayla Şenliği. Düzköy’deki Karadağ Serda Şenliği Eylül’ün ilk haftası, Vakfıkebir-Tonya sınırındaki Sivri Şenliği de 4 Eylül’de yapılacak. Trabzondaki festivallerin de öne çıkanları şöyle: Akçaabat Müzik ve Halkoyunları Festivali 31 Temmuz – 3 Ağustos, Çarşıbaşı Keşan, Kültür ve Balıkçılık Festivali 27 – 28 Temmuz, Maçka – Sumela Kültür ve Sanat Festivali Ağustos’un ilk haftası, Vakfıkebir Ekmek Festivali 4 – 6 Ağustos, Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali Ağustos’un son hafta sonu.
OTÇU GÖÇÜ GELENEĞİ YAŞATILIYOR
Sahilden bir saat uzaklıktaki yaylaları yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerle dolup taşan Giresun’da en fazla Kümbet, Kulakkaya, Çakrak, Gölyanı, Ağaçbaşı, Sisdağı, Bektaş, Paşakonağı, Karaovacık, Anastos ve Karagöl yaylaları tercih ediliyor. Giresun’da da çok sayıda yayla şenliği düzenleniyor. Yayla şenliklerinin temelinde Doğu Karadeniz’de yaygın bir gelenek olan ‘Otçu göçü’ yatıyor. Mısır otunun alınması ile fındık toplamaya başlama zamanı arasında kalan 15-20 günlük (Temmuz’un 15’inden sonra) süreyi kapsayan bu dönemde perşembe ve cuma günleri yaylaya götürülecek yiyecek ve giyecekler paketlenir. Sonra yola çıkılır. Geçmişin getirdiği örf-adet gereği yolculuk sırasında pınar başlarında oturulur. Yenilir, içilir, türküler söylenir, horonlar oynanır. Bu geleneklerin kaybolması tehlikesi üzerine eski günlerin tekrar yaşanması amacıyla yayla şenlikleri düzenlenmeye başlanılmış ve büyük ilgi görmüştür.
RAMAZAN SONRASI ŞENLİĞİN ADRESİ KÜMBET
Giresun’da da haziranda başlayan yayla şenlikleri eylüle kadar devam ediyor. Ancak yıllardır Ramazan ayının yaz aylarına denk gelmesiyle bazı etkinlikler iptal ediliyor, bazılarıysa ramazan sonrasına erteleniyor. Bu yılki şenliklerin çoğu da ramazan sonrasına ertelendi. Temmuz ayı boyunca şu ana kadar sadece Kulakkaya Ağaçbaşı Yayla şenliği gerçekleştirildi. Şenlikler ramazan sonrası 3 Ağustos’ta Kümbet ile başlayacak. Her yıl 20 bin kişinin üzerinde katılımın olduğu Kümbet, Giresun’un en eski ve coşkulu geçen şenliği olarak biliniyor. Birçok şenlik Ramazan dolayısıyla ertelenip iptal edilirken, Kuşdili Festivali, Görele Kemençe Horon Günleri, Bektaş Yayla Şenliği, Çamoluk Bal ve Alucra Ekin Festivali’nin yapılması bekleniyor. Tarihleri henüz açıklanmayan bu şenlik ve festivallerin duyurusu ilgili belediyelerin internet sitelerinden yapılacak.
Ordu’da ziyaret edilen yaylaların başında Kabadüz ilçesine bağlı 2 bin rakımlı Çambaşı Yaylası ile Aybastı’daki bin 500 rakımlı Perşembe Yaylası geliyor. 907 yıldır Aybastı Perşembe Yaylası’nda yayla şenliği ve güreşler düzenleniyor. Ordu’nun en kalabalık yayla şenliği sayılan Perşembe Yaylası’na her yıl 100 bine yakın ziyaretçi katılıyor.
MAVİ BAYRAK YOK AMA ‘MÜKEMMEL’ DENİZ VAR
Karadeniz sahil yoluyla birlikte Karadeniz’deki plajlar azaldı. Ancak yine de Sağlık Müdürlüğü’nün belirlediği pek çok noktada Karadenizliler serinleyebiliyor. Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun’u kapsayan Doğu Karadeniz sahillerinde Mavi Bayrak bulunmuyor. Rize Belediyesi tarafından geçen yıl düzenlemesi yapılan Alipaşa Plajı’ndaki çalışmalar tamamlandı. Kent merkezine bir kilometre uzaklıktaki plaj yazın şu sıralar taşıyor. Plajın yeme içme yerleri ve özel çardaklarda dinlenme alanı var. Halk plajına giriş ücretsiz. Limanköy Aile Plajı ise 4 dönüm arazi üzerine kurulu 1500 kapasiteli plaj. Voleybol, futbol, kano, jet ski gibi aktiviteler yer alıyor. Rize’deki 80 kilometrelik kıyı şeridi boyunca denize girilebilen plajlarsa şöyle: Alipaşa, Gündoğdu Bozukkale, İyidere ilçesinde Sarayköy ve Yalıköy, Fındıklı ilçesinde Kıyıcık ve Yeniköy, Ardeşen ilçesinde Karaoğlu, Pazar ilçesinde Hamidiye, Pazar İlçesi’nde Sivrikale, Çayeli ilçesinde Halk, Limanköy ve Saklıbahçe. Artvin’in 40 kilometrelik sahilinde en büyük plajsa Kemalpaşa beldesinde. Kopmuş Plajı’nın bir kilometrelik kumsalında 4 bin kişi aynı anda denize girebiliyor, doğaseverler çadır kurup kamp yapabiliyor.
YUMURTLAMA DÖNEMİ DIŞINDA ADAYA GİRİŞ SERBEST
Karadeniz Sahil Yolu’nun yapılmasının ardından onlarca doğal plajını kaybeden Trabzon’da, tüm Doğu Karadeniz’de olduğu gibi Mavi Bayraklı plaj yok. 110 kilometrelik Trabzon sahili boyunca il sağlık müdürlüğü tarafından denize girilebilecek 22 nokta, ‘mükemmel’ ve ‘iyi’ olarak değerlendirildi. Mükemmel sınıfında Akçaabat Salacık, Beşikdüzü Liman Arkası, Çarşıbaşı Kerem, Yoroz ve Belediye plajları, Of Soğukpınar ve Çamburnu Vaha plajı yer alıyor. Daha önce tüm sahil boyunca denize girilebilen Trabzon’un kent merkezinde artık tek bir plaj bile bulunmuyor.
Giresun’un sahillerinin neredeyse tamamında denize giriliyor. Giresunlular’ın ve komşu illerden gelenlerin tercih ettiği plajlar şöyle: Giresun Belediyesi Halk Plajı, Jandarma Plajı, Sky Beach, Çerkez, Bodimeli, Espiye Uluburun, Keşap Asarkaya, Burunucu Ofran Plajı, Piraziz Eğrice, Görele Deliklitaş, Kulak Beach, Keşap Düzköy Plajı, Eynesil Boztepe altı, Tirebolu Yılgın Plajı ve Küçükçay Koyu ile Tirebolu Belediye plajları. Karadeniz sahil yolunun yapılmasından sonra sahilde bulunan eğlence mekânları kapanınca eğlence mekânları mazide kaldı. Ancak bazı plajlar zaman zaman küçük çaplı eğlenceler düzenleyerek vatandaşın ilgisini çekmeye çalışıyor. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, ayda iki kez deniz suyu numunesi alarak kontrol yapıyor. Kirli yerleri açıklıyor. Giresun Adası da denize girmek isteyenlerin en fazla tercih ettiği yerler arasında. Mayıs-haziran arasında kuşların yumurtlama dönemi olduğu için ziyaret yasaklanan ada, diğer tarihlerde piknik yapıp denize girmek isteyenlerle dolup taşıyor. Önceden izin alınarak adadaki bekçi kontrolünde kamp yapmak da mümkün.
110 kilometre kıyı şeridi bulunan Ordu’da halk plajlarının yanı sıra özel işletmeciler tarafından işletilen plajlar da bulunuyor. Ünye’deki Uzunkum Halk Plajı en çok tercih edilen plajlar arasında. Ayrıca Perşembe’deki Çaka Plajı, Aktaş, Pupa plajları ile Gülyalı’daki Mavi Dünya Plajı’na 5 TL karşılığında girmek mümkün.
YENİ MEKÂNLARIN TERCİHİ YEREL LEZZETLER
Rize’nin Gündoğdu Mahallesi sahilindeki Kuzey Balık Restoran taze balığın adresi oldu. Mönüsünde mezgit, kalkan, istavrit ve diğer balık çeşitlerinin bulunduğu restoran Laz böreği gibi yerel lezzetlerin de tadılabileceği bir mekân. Fırtına Vadisi’ndeki Osmanlı, Pınar ve Ayder Doğa Alabalık Tesisleri’nin mönüsünde alabalık, muhlama, lahana sarma ve diğer yöre lezzetleri bulunuyor. Güneysu İlçesi’ndeki Dört Mevsim Alabalık Restoran’da alabalıktan sac kavurma yapılıyor. Ayrıca mıhlama ve kiremitte köfte gibi lezzetleri tatmak da mümkün. Rize Belediyesi tarafından Fener Mahallesi Sahili’nde 300 metrekare alan üzerinde kurulan Rize Belediyesi Fener Sosyal Tesisleri de en iyi çayın adresi oldu. Bir yandan bakır demlikte çay yudumlarken bir yandan da enfes Karadeniz manzarasını seyretme olanağı var.
YEREL KAHVALTININ ADRESİ EZMOCE
Artvin’in Arhavi ilçesinde merkeze sadece iki kilometre uzaklıkta, doğayla iç içe yer alan Ezmoce, yıkılan evlerden toplanan malzemelerle yapılmış bir geri dönüşüm evi. Sanatçı Birol Topaloğlu’na ait Ezmoce Köy Evi’nde çevre düzeninin tüm detayları Topaloğlu tarafından tasarlandı ve geleneksel yaşam değerleri bu evde yeniden hayat buldu. Birbirinden farklı odaları, el işi dantel perdeleri, ahşap dolapları, taş banyosu, bakır kapları ve tahta kaşıklarıyla Ezmoce Köy Evi, mistik bir atmosfere sahip. Konaklama ve yerel kahvaltı verilen Ezmoce Köy Evi’nde ekmekler kuzinede pişiyor, mısır unu su değirmeninde öğütülüyor. Kahvaltı için özel hazırlanmış Yusufeli zeytinleri, ev yapımı reçeller, köy tereyağı ve peynir ikramı yapılıyor, sebze, meyve ve yeşillikler bahçeden doğal ortamda taze toplanıyor, misafirlere katkısız doğal yemekler sunuluyor.
KÖFTE DEYİNCE AKÇAABAT
Trabzon’a gelip de köfte–balık–pide üçlemesini yapmadan olmaz. Neredeyse her sokakta rastlanan köftecilerden öne çıkanlar Akçaabat’taki Nihat Usta, Körfez, Cemil Usta, Trabzon Faroz Mevkii’ndeki İkram Sofrası, Atatürk Alanı’ndaki İskenderpaşa Köfte Salonu. Balıktaysa Akçaabat’ın Darıca Mevkii ve şehir merkezindeki Kahramanmaraş Caddesi’nde restoranları bulunan Fevzi Hoca, Beşirli’deki Gani Balık öne çıkan adreslerden. Pide denince akla Atatürk Alanı’ndaki Ertuğrul ve Uzunsokak’taki Çardak geliyor. Trabzon’da ayrıca camiye dönüştürülen Ayasofya Müzesi’nin bahçesinde yöresel lezzetleri tadabilir, Pazarkapı Mahallesi’ndeki Kalkanoğlu’nda kavurmalı pilav, kurufasulye, komposto ile kendinize ziyafet çekebilir, Muharrem Usta ve Akçay lokantalarında ünlü Trabzon dönerinin tadına bakabilirsiniz. Akçaabat’taki Galanima ve Lazeli restoranlarıysa balık ve etin yanında alkollü içki almak isteyenler için gidilmesi gereken mekânlar. 100. Yıl Parkı yanındaki Süleyman Restoran da şık mekânı ve lezzetli mönüsüyle içki eşliğinde yemek isteyenlerin tercihi.
Karadeniz sahil yoluyla birlikte Karadeniz’deki plajlar azaldı. Ancak yine de Sağlık Müdürlüğü’nün belirlediği pek çok noktada Karadenizliler serinleyebiliyor. Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun’u kapsayan Doğu Karadeniz sahillerinde Mavi Bayrak bulunmuyor. Rize Belediyesi tarafından geçen yıl düzenlemesi yapılan Alipaşa Plajı’ndaki çalışmalar tamamlandı. Kent merkezine bir kilometre uzaklıktaki plaj yazın şu sıralar taşıyor. Plajın yeme içme yerleri ve özel çardaklarda dinlenme alanı var. Halk plajına giriş ücretsiz. Limanköy Aile Plajı ise 4 dönüm arazi üzerine kurulu 1500 kapasiteli plaj. Voleybol, futbol, kano, jet ski gibi aktiviteler yer alıyor. Rize’deki 80 kilometrelik kıyı şeridi boyunca denize girilebilen plajlarsa şöyle: Alipaşa, Gündoğdu Bozukkale, İyidere ilçesinde Sarayköy ve Yalıköy, Fındıklı ilçesinde Kıyıcık ve Yeniköy, Ardeşen ilçesinde Karaoğlu, Pazar ilçesinde Hamidiye, Pazar İlçesi’nde Sivrikale, Çayeli ilçesinde Halk, Limanköy ve Saklıbahçe. Artvin’in 40 kilometrelik sahilinde en büyük plajsa Kemalpaşa beldesinde. Kopmuş Plajı’nın bir kilometrelik kumsalında 4 bin kişi aynı anda denize girebiliyor, doğaseverler çadır kurup kamp yapabiliyor.
YUMURTLAMA DÖNEMİ DIŞINDA ADAYA GİRİŞ SERBEST
Karadeniz Sahil Yolu’nun yapılmasının ardından onlarca doğal plajını kaybeden Trabzon’da, tüm Doğu Karadeniz’de olduğu gibi Mavi Bayraklı plaj yok. 110 kilometrelik Trabzon sahili boyunca il sağlık müdürlüğü tarafından denize girilebilecek 22 nokta, ‘mükemmel’ ve ‘iyi’ olarak değerlendirildi. Mükemmel sınıfında Akçaabat Salacık, Beşikdüzü Liman Arkası, Çarşıbaşı Kerem, Yoroz ve Belediye plajları, Of Soğukpınar ve Çamburnu Vaha plajı yer alıyor. Daha önce tüm sahil boyunca denize girilebilen Trabzon’un kent merkezinde artık tek bir plaj bile bulunmuyor.
Giresun’un sahillerinin neredeyse tamamında denize giriliyor. Giresunlular’ın ve komşu illerden gelenlerin tercih ettiği plajlar şöyle: Giresun Belediyesi Halk Plajı, Jandarma Plajı, Sky Beach, Çerkez, Bodimeli, Espiye Uluburun, Keşap Asarkaya, Burunucu Ofran Plajı, Piraziz Eğrice, Görele Deliklitaş, Kulak Beach, Keşap Düzköy Plajı, Eynesil Boztepe altı, Tirebolu Yılgın Plajı ve Küçükçay Koyu ile Tirebolu Belediye plajları. Karadeniz sahil yolunun yapılmasından sonra sahilde bulunan eğlence mekânları kapanınca eğlence mekânları mazide kaldı. Ancak bazı plajlar zaman zaman küçük çaplı eğlenceler düzenleyerek vatandaşın ilgisini çekmeye çalışıyor. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, ayda iki kez deniz suyu numunesi alarak kontrol yapıyor. Kirli yerleri açıklıyor. Giresun Adası da denize girmek isteyenlerin en fazla tercih ettiği yerler arasında. Mayıs-haziran arasında kuşların yumurtlama dönemi olduğu için ziyaret yasaklanan ada, diğer tarihlerde piknik yapıp denize girmek isteyenlerle dolup taşıyor. Önceden izin alınarak adadaki bekçi kontrolünde kamp yapmak da mümkün.
110 kilometre kıyı şeridi bulunan Ordu’da halk plajlarının yanı sıra özel işletmeciler tarafından işletilen plajlar da bulunuyor. Ünye’deki Uzunkum Halk Plajı en çok tercih edilen plajlar arasında. Ayrıca Perşembe’deki Çaka Plajı, Aktaş, Pupa plajları ile Gülyalı’daki Mavi Dünya Plajı’na 5 TL karşılığında girmek mümkün.
YENİ MEKÂNLARIN TERCİHİ YEREL LEZZETLER
Rize’nin Gündoğdu Mahallesi sahilindeki Kuzey Balık Restoran taze balığın adresi oldu. Mönüsünde mezgit, kalkan, istavrit ve diğer balık çeşitlerinin bulunduğu restoran Laz böreği gibi yerel lezzetlerin de tadılabileceği bir mekân. Fırtına Vadisi’ndeki Osmanlı, Pınar ve Ayder Doğa Alabalık Tesisleri’nin mönüsünde alabalık, muhlama, lahana sarma ve diğer yöre lezzetleri bulunuyor. Güneysu İlçesi’ndeki Dört Mevsim Alabalık Restoran’da alabalıktan sac kavurma yapılıyor. Ayrıca mıhlama ve kiremitte köfte gibi lezzetleri tatmak da mümkün. Rize Belediyesi tarafından Fener Mahallesi Sahili’nde 300 metrekare alan üzerinde kurulan Rize Belediyesi Fener Sosyal Tesisleri de en iyi çayın adresi oldu. Bir yandan bakır demlikte çay yudumlarken bir yandan da enfes Karadeniz manzarasını seyretme olanağı var.
YEREL KAHVALTININ ADRESİ EZMOCE
Artvin’in Arhavi ilçesinde merkeze sadece iki kilometre uzaklıkta, doğayla iç içe yer alan Ezmoce, yıkılan evlerden toplanan malzemelerle yapılmış bir geri dönüşüm evi. Sanatçı Birol Topaloğlu’na ait Ezmoce Köy Evi’nde çevre düzeninin tüm detayları Topaloğlu tarafından tasarlandı ve geleneksel yaşam değerleri bu evde yeniden hayat buldu. Birbirinden farklı odaları, el işi dantel perdeleri, ahşap dolapları, taş banyosu, bakır kapları ve tahta kaşıklarıyla Ezmoce Köy Evi, mistik bir atmosfere sahip. Konaklama ve yerel kahvaltı verilen Ezmoce Köy Evi’nde ekmekler kuzinede pişiyor, mısır unu su değirmeninde öğütülüyor. Kahvaltı için özel hazırlanmış Yusufeli zeytinleri, ev yapımı reçeller, köy tereyağı ve peynir ikramı yapılıyor, sebze, meyve ve yeşillikler bahçeden doğal ortamda taze toplanıyor, misafirlere katkısız doğal yemekler sunuluyor.
KÖFTE DEYİNCE AKÇAABAT
Trabzon’a gelip de köfte–balık–pide üçlemesini yapmadan olmaz. Neredeyse her sokakta rastlanan köftecilerden öne çıkanlar Akçaabat’taki Nihat Usta, Körfez, Cemil Usta, Trabzon Faroz Mevkii’ndeki İkram Sofrası, Atatürk Alanı’ndaki İskenderpaşa Köfte Salonu. Balıktaysa Akçaabat’ın Darıca Mevkii ve şehir merkezindeki Kahramanmaraş Caddesi’nde restoranları bulunan Fevzi Hoca, Beşirli’deki Gani Balık öne çıkan adreslerden. Pide denince akla Atatürk Alanı’ndaki Ertuğrul ve Uzunsokak’taki Çardak geliyor. Trabzon’da ayrıca camiye dönüştürülen Ayasofya Müzesi’nin bahçesinde yöresel lezzetleri tadabilir, Pazarkapı Mahallesi’ndeki Kalkanoğlu’nda kavurmalı pilav, kurufasulye, komposto ile kendinize ziyafet çekebilir, Muharrem Usta ve Akçay lokantalarında ünlü Trabzon dönerinin tadına bakabilirsiniz. Akçaabat’taki Galanima ve Lazeli restoranlarıysa balık ve etin yanında alkollü içki almak isteyenler için gidilmesi gereken mekânlar. 100. Yıl Parkı yanındaki Süleyman Restoran da şık mekânı ve lezzetli mönüsüyle içki eşliğinde yemek isteyenlerin tercihi.
Kaynak : Hürriyet Seyahat Eki 7 Temmuz 2014
14 Haziran 2014 Cumartesi
Çorum'da Kanyona Yürüyüş Yolu
Kanyona Yürüyüş Yolu
Çorum ilinin Ortaköy ilçesinde yer alan İncesu Kanyonu’na 1700 metrelik Türkiye’nin en uzun ahşap yürüyüş platformu yapıldı.
Muğla
Fethiye’deki Saklıkent ve Malatya Darende’deki Tohma Kanyonu’yla
birlikte Türkiye’nin kanyon yürüyüşlerine bir yenisi daha eklendi. Çorum
ilinin Ortaköy ilçesinde yer alan İncesu Kanyonu’na 1700 metrelik
Türkiye’nin en uzun ahşap yürüyüş platformu yapıldı. Hitit Yolu
projesinin devamı niteliğindeki çalışma, Çekerek Irmağı’nın geçtiği
kanyon içerisindeki Anadolu’nun en büyük Kybele kaya kabartmasına
ulaşmayı sağlıyor. Kabartma, yüzü tahrip olmasına karşın iki metrelik
boyutlarıyla Çorum ilinin önemli tarihi değerlerinden biri. Ayrıca
kanyon girişinde mesire alanı düzenlemesi yapılarak turizme
kazandırıldı. İncesu’ya gelenler kanyon üzerindeki kale kalıntılarını ve
Ortaköy’deki Hitit yerleşimi Şapinuva ören yerini gezebilir.
Kaynak : ATLAS HAZİRAN 2014 / 255. SAYI
25 Mayıs 2014 Pazar
Erciyes'in eteklerinde tarih yatıyor
Kayseri Valiliği’nin sürdürdüğü “Kayseri Yürüyüş ve Bisiklet Rotaları/Turizm Keşif Rehberi” çalışmaları sırasında Erciyes Dağı’nın eteklerinde tespit edilen tarihi su kemeri, taş kemer köprü ve Roma havuzunun kültür envanterine dâhil edilmesi için çalışma başlatıldı.
Vali Orhan Düzgün, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Kayseri’nin köklü tarihi ve kültürel yapısı ile zengin doğal güzelliklerinin turizme kazandırılması ve hak ettiği değeri bulabilmesi amacıyla bir süreden beri uzman kişilerce çalışma yürütüldüğünü belirtti.
Bu amaçla başlatılan çalışmalardan birisinin de Kayseri’nin Yürüyüş ve Bisiklet Rotaları ile Turizm Keşif Rehberi’nin hazırlanmasına yönelik olduğunu kaydeden Vali Düzgün, çalışmalar sırasında Erciyes Dağı’nın Tekir Bölgesi’nde tarihi değeri bulunan su kemeri, taş kemer köprü ve Roma Havuzu’na rastlanıldığını söyledi.
Yapılan ilk inceleme sonucunda, tarihi yapıların kültür envanterine kayıtlı olmadığının belirlendiğini dile getiren Vali Düzgün, “Yürüyüş rotaları uzmanlarımızın alan çalışması yaptığı sırada tespit ettiği tarihi eserlerimizin kayıt altına alınması ve korunması amacıyla Kültür Müdürlüğümüzü harekete geçirdik. Tarihi eserlerimizi korumak ve kentimizin tarihi ve kültürel mirasına dâhil etmek amacıyla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu da kısa sürede tarihi eserleri tescil edecek” dedi.
Tekir yaylası Çaylakçukuru Deresi üzerindeki Süt Köprü, Çaylakçukuru mevkiindeki bir tarlanın ortasındaki Roma Havuzu ve Çakıllıyurt mevki Seyfe Deresi üzerindeki ortası yıkık Su Kemeri’nin Roma dönemine ait olduğu düşünülüyor.
10 Mayıs 2014 Cumartesi
Rize tanıtım kitapçıkları Atlas Mayıs sayısında
7 Mayıs 2014 Çarşamba
Kayseri Doğa Yürüyüş Rotaları
Kayseri Valiliği tarafından yürütülen ''Kayseri Doğa Yürüyüş Rotaları ve Turizm Keşif Rehberi'' projesi kapsamında, turistik yürüyüş parkurları ve turistler için keşif rehberi hazırlanacak.
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen proje tanıtım toplantısına Kayseri Valisi Orhan Düzgün, İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmet Taymuş, bazı ilçelerin belediye başkanları, turizm şirketlerinin temsilcileri ve proje sorumluları katıldı. Toplantıda konuşan Kayseri Valisi Orhan Düzgün, Türkiye'ye geçen yıl 35 milyon turist geldiğini ve sayı olarak en çok turist çeken 7'nci ülke olduğunu belirterek, ''Ancak ülkemize gelen bu 35 milyon turistten sadece yüzde çeyreği Kayseri'ye geliyor. Kayseri'nin sahip olduğu kültür varlıkları ve potansiyeliyle turizm gelirinden daha fazla pay sahibi olması gerekiyor. Turizmin gelişmesi için 3 eksiğin o bölge ya da şehirde giderilmesi gerekir. Bunlardan birisi ulaşım. Kayseri ulaşım konusunda çok şanslı bir il, havaalanı şehrin neredeyse içerisinde ve uçakla gelen turistler, çok kısa bir sürede konaklayacakları otellere geçiş yapabiliyorlar. Diğer bir konu da turistlerin gelince kalabilecekleri yerler. Bu konuda da Kayseri iyi bir potansiyele sahip. Üçüncüsü ise tanıtım. Bu konuda yapılacak bazı şeyler olduğunu düşünüyorum. Kayseri'nin turizm potansiyelini ve sahip olduğu kültürel, doğal varlıkları sürekli gündemde tutmak lazım'' dedi. Kayseri'de Soğanlı'dan başlayan ve Pınarbaşı'na kadar uzanan güzergahta çok sayıda turizm ve kültür eserlerinin bulunduğunu kaydeden Vali Düzgün, ''Bunların tanıtımı yapılıp yürüyüş rotaları hazırlanmalı. İşte bu proje, bu rotaları ve keşif rehberini içeriyor. Tanıtıma paralel olarak Kayseri'deki kültür varlıklarının restorasyon çalışmaları da devam ediyor'' ifadelerini kullandı.
Kayseri'nin, Konya ve Sivas'la birlikte Selçuklu'nun en önemli 3 yerleşim yeri olduğunu ifade eden Vali Orhan Düzgün, ''Bu anlamda, Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin açtığı Selçuklu Müzesi çok anlamlı ve çok güzel bir çalışma. Büyükşehir Belediyesi, şehir merkezinde Selçuklu Müzesi'nden başlayan bir kültür yolu projesini de uygulamaya koydu. Bunlar, kentimize gelecek turistler için çok güzel çalışmalar. Bunların yanı sıra Kayseri'de bir de Kuş Müzesi açmayı planlıyoruz. Kuş Müzesi'nin çalışmaları devam ediyor ve bu müze de yakında hizmete açılacak'' diye konuştu.
Kayseri Valisi Orhan Düzgün'ün konuşmalarının ardından, proje sorumlusu Ersin Demirel, Kayseri Doğa Yürüyüş Rotaları ve Turizm Keşif Rehberi projesi hakkında bilgiler verdi. Demirel, yürüyüş rotalarının, kültür turizminin alt kollarından birisi olduğunu ifade ederek, Soğanlı, Erciyes Dağı, Sultansazlığı, Yamula Baraj gölü gibi pek çok bölgede yürüyüş rotaları hazırladıklarını, Kayseri için çok daha fazla sayıda yürüyüş rotası hazırlanabileceğini, bunlar üzerinde çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Proje sorumlusu Demirel, turistlere sunulacak alternatiflerin çoğalmasıyla, Kayseri'ye gelecek turist sayısının ve turistlerin Kayseri'de geçireceği gün sayısının kolaylıkla artırılabileceğini ifade etti.
Kaynak : http://www.milliyet.com.tr/kayseri-nin-yuruyus-rotalari-ve-turizm-kayseri-yerelhaber-46146/
Kaynak : http://www.milliyet.com.tr/kayseri-nin-yuruyus-rotalari-ve-turizm-kayseri-yerelhaber-46146/
25 Nisan 2014 Cuma
Doğa Sizi Çağırıyor Projesi
Çorum İl Özel İdaresi’nin geçtiğimiz yıl başlattığı “Doğa Sizi Çağırıyor Projesi” bu yıl da devam ediyor.
Basın İlan Kurumu Çorum Şubesi ve İskilip Kültür Turizm Doğa Sporları Arama ve Kurtarma Derneği’nin (İSTAK) de desteklediği “Hitit Yürüyüş Yolu ve Kızılırmak Havzası Gastronomi Yürüyüş Yolu” etkinliğine Basın İlan Çorumu Çorum Şubesi Müdürü Osman Bolluk, İSTAK Başkanı Hasan Güçlü, yönetim kurulu üyeleri ve yerel gazeteciler katıldı.
Kızılırmak Havzası Gastronomi Yürüyüş Yolu’nun İskilip rotalarından Ahlatçık-Selbasan (2.5 km) ve Selbasan-Akpınar (3.5 km) yürüyüşlerinin ardından İskilip’te noktalanan gezide ilk durak Karaburun Köyü oldu. Karaburun Köyü Camisi’nin açılışına katılan gazeteciler burada bir süre İskilip Belediye Başkanı Recep Çatma ile sohbet etti.
Camii açılışının ardından Selbasan-Akpınar yürüyüş yoluna hareket eden ekip 5 kilometre boyunca yürüdü. Bu arada İskilip Ulu Cami, Kaya Mezarları, tarihi Arasta, Yazmalı Konak, Çatalkara Kültür Sanat Evi İskilip Kalesi, Atıf Hoca ve Gülbaba Türbeleri, Bedri Rahmi Eyuboğlu Sergi Salonu, Şeyh Yavsi Camii gezildi.
Gezi fotoğrafları sergilenecek
Etkinlikle ilgili bir değerlendirme yapan Basın İlan İl Kurumu Çorum Şube Müdürü Osman Bolluk, ‘Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz bu gezi ile doğanın önemine vurgu yapmak istedik. Amacımız yerel basın mensuplarını bir araya getirerek kaynaşmalarını sağlamaktı. Bu ve bundan sonraki gezilerde çekilen fotoğrafları Çorum Belediyemizin katkıları ile sergileyeceğiz.’ dedi.
Bolluk "Bundan sonra bu ve buna benzer projeler gerçekleştirerek hem şehrimizin tanıtımına katkı sağlamak hem de yerel gazetecilerimize doğayla baş başa rahat bir nefes aldırmak istiyoruz." diye konuştu. Bolluk, Çorum ve ilçelerinin bir çok tarihi, doğal ve kültürel güzellikleri barındırdığına dikkat çekerek, "Halkımız buraları gezip görerek tarihine ve doğasına sahip çıkmalıdır" vurgusunu yaptı.
İSTAK Başkanı Hasan Güçlü ise ‘Çorum yerel basın mensuplarını burada ağırlamaktan dolayı mutluluk ve gurur duyuyoruz. Bizler dernek olarak ilçemiz tarihi ve kültürünü koruma noktasında faaliyetlerimizi sürdürüp elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.’ dedi.
Basın İlan Kurumu Çorum Şubesi ve İskilip Kültür Turizm Doğa Sporları Arama ve Kurtarma Derneği’nin (İSTAK) de desteklediği “Hitit Yürüyüş Yolu ve Kızılırmak Havzası Gastronomi Yürüyüş Yolu” etkinliğine Basın İlan Çorumu Çorum Şubesi Müdürü Osman Bolluk, İSTAK Başkanı Hasan Güçlü, yönetim kurulu üyeleri ve yerel gazeteciler katıldı.
Kızılırmak Havzası Gastronomi Yürüyüş Yolu’nun İskilip rotalarından Ahlatçık-Selbasan (2.5 km) ve Selbasan-Akpınar (3.5 km) yürüyüşlerinin ardından İskilip’te noktalanan gezide ilk durak Karaburun Köyü oldu. Karaburun Köyü Camisi’nin açılışına katılan gazeteciler burada bir süre İskilip Belediye Başkanı Recep Çatma ile sohbet etti.
Camii açılışının ardından Selbasan-Akpınar yürüyüş yoluna hareket eden ekip 5 kilometre boyunca yürüdü. Bu arada İskilip Ulu Cami, Kaya Mezarları, tarihi Arasta, Yazmalı Konak, Çatalkara Kültür Sanat Evi İskilip Kalesi, Atıf Hoca ve Gülbaba Türbeleri, Bedri Rahmi Eyuboğlu Sergi Salonu, Şeyh Yavsi Camii gezildi.
Gezi fotoğrafları sergilenecek
Etkinlikle ilgili bir değerlendirme yapan Basın İlan İl Kurumu Çorum Şube Müdürü Osman Bolluk, ‘Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz bu gezi ile doğanın önemine vurgu yapmak istedik. Amacımız yerel basın mensuplarını bir araya getirerek kaynaşmalarını sağlamaktı. Bu ve bundan sonraki gezilerde çekilen fotoğrafları Çorum Belediyemizin katkıları ile sergileyeceğiz.’ dedi.
Bolluk "Bundan sonra bu ve buna benzer projeler gerçekleştirerek hem şehrimizin tanıtımına katkı sağlamak hem de yerel gazetecilerimize doğayla baş başa rahat bir nefes aldırmak istiyoruz." diye konuştu. Bolluk, Çorum ve ilçelerinin bir çok tarihi, doğal ve kültürel güzellikleri barındırdığına dikkat çekerek, "Halkımız buraları gezip görerek tarihine ve doğasına sahip çıkmalıdır" vurgusunu yaptı.
İSTAK Başkanı Hasan Güçlü ise ‘Çorum yerel basın mensuplarını burada ağırlamaktan dolayı mutluluk ve gurur duyuyoruz. Bizler dernek olarak ilçemiz tarihi ve kültürünü koruma noktasında faaliyetlerimizi sürdürüp elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.’ dedi.
Kaynak : http://www.corumhakimiyet.net/Detay/48297/GAZETECILER-HEM-GEZDI-HEM-FOTOGRAF-CEKTI.aspx
17 Mart 2014 Pazartesi
Rize'nin Yeni Rehber Kitapları
Rize'nin tanıtımı için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hazırlanan yeni rehber kitaplar yayımlandı. Rize tanıtım seti aşağıdaki kitaplardan oluşuyor:
- Şelaleler Kenti Rize
- Yaylalar Kenti Rize
- Buzul Gölleri Kenti Rize
- Macera Kenti Rize
- Konaklar Kenti Rize
- Şelaleler Kenti Rize
- Yaylalar Kenti Rize
- Buzul Gölleri Kenti Rize
- Macera Kenti Rize
- Konaklar Kenti Rize
- Rize Turizm Keşif Rehberi
- Anadolu'nun Çiçek Bahçesi Rize
- Anadolu'nun Çiçek Bahçesi Rize
2 Aralık 2013 Pazartesi
Hitit Yolu Peter Sommer Travel'in 2014 Programında
Hitit Yolu 2014 yılında İngiltere'nin prestijli seyahat şirketlerinden Peter Sommer Travel'in programında yer alacak.
http://www.petersommer.com/escorted-archaeological-tours/turkey/cappadocia-exploring/
http://www.petersommer.com/escorted-archaeological-tours/turkey/cappadocia-exploring/
24 Kasım 2013 Pazar
9 Ekim 2013 Çarşamba
Kültür Rotaları Derneği Bilgi Noktası Antalya-Tibet Outdoor'da
Kültür Rotaları Derneği, Antalya'da Tibet Outdoor mağazasında bilgilendirme noktası açtı. Kültür rotaları ile ilgili kitap, harita ve broşürleri burada bulabilirsiniz.
Adres : Deniz Mah. 131 Sok. 2/A 07050 Muratpaşa-Antalya
Tel : 0242 2438528
E-posta : info@tibetoutdoor.com
16 Eylül 2013 Pazartesi
Rize'nin Köprüleri ve Şelaleleri Kitaplaştı
Rize Valiliği öncülüğünde hazırlanan 'Köprüler Kenti Rize' ve 'Şelaleler Kenti Rize' kitapları yayımlandı. Çalışmalara; yaylalar, buzul gölleri, konaklar ve 'Macera Kenti Rize' temalı kitaplarla devam edilecek.
11 Eylül 2013 Çarşamba
Köprüler Kenti Rize
Rize; kayak, dağcılık, kaya tırmanışı, rafting, trekking gibi ‘outdoor sporları’ açısından birçok parkura sahip. Ve tabii bu parkurları birbirine bağlayan köprülere... anadolu’yu sarmalayan ve sayıları aşan bin 400 tarihi köprünün 123’ü bugün Rize’de...
Anadolu Sigorta tarafından yürütülen ‘Bir Usta, Bin Usta’ Projesi’nin Rize ayağının tanıtımı için geçtiğimiz hafta Rize’deydik. Bölgede yıllardır varlığını koruyan geleneksel el sanatı olan sepetçiliği yaşatmak amacıyla Rize’de üç ay boyunca sürecek kursun ziyaretçilerinden biri de Rize Valisi Nurullah Çakır idi. Çakır’la ayaküstü sohbetimiz sırasında konu turizmden açıldı. Vali Çakır başladı anlatmaya... Vali Çakır’ın anlattığına göre Rize; kayak, dağcılık, kaya tırmanışı, dağ bisikleti, rafting, yamaç paraşütü, trekking gibi ‘outdoor sporları’ açısından birçok uygun parkura sahip. Ve tabii bu parkurları birbirine bağlayan köprülere... Bu yüzden Vali Çakır da Rize’nin marka değerini yükseltmek için işe köprülerden başlamış...
123’ü Rize sınırları içinde
Çakır’ın anlattığına göre Anadolu’yu sarmalayan ve sayıları aşan bin 400 tarihi köprünün 123 tanesi Rize sınırları içinde yer alıyor. 100’e yakınının yaşı ise 100-120 arasında. Valilik, hayatı, kültürleri, yolları ve gönülleri birbirine bağlayan bu köprüleri bir kitapta toplamış. Çayeli Bakır’ın katkılarıyla hazırlanan 175 sayfalık kitabı ise yürüyüş ve bisiklet rotaları konusunda rehberlik yapan Ersin Demirel tarafından hazırlanmış. Kitabın önsözünü de Vali Çakır kaleme almış. Çakır kitabın önsözüne “Bazen sel suları köprüleri yıkacak ama kısa bir süre sonra yenilenmiş yüzleriyle tekrar karşımıza çıkacaklar. Nehirleri süsleyen köprüleriyle Rize bir ‘köprüler şehri’ olmaya devam edecek” diye yazmış. İşte ‘Köprüler Kenti Rize’den geçmişten geleceğe uzanan köprülerden sadece bir kaçı...
KÖPRÜKÖY (TİMİSVAT)
Ardeşen’den Karadeniz’e kavuşan Fırtına Deresi’nden Ayder Yaylası(na uzanan güzergah boyunca çok sayıda kemer köprü görülür. Fırtına Deresi üzerine kurulan en güzel Osmanlı dönemi eserlerinden olan Timisvat, Köprüköy ile Hoşdere köylerinin ulaşımını sağlar. Anıtlar Kurulu tarafından tescil edilen yapı 35 metre uzunluğunda, 13 metre yüksekliğinde. 18. yüzyıldan kalma zarif köprü günümüzde yaya geçişinde kullanılmakta. Köprü, yanında bulunan alabalık tesisi ile mola vermek için ideal bir yer. Bütün masaları dere ve köprü manzaralı...
SESLİKAYA (AĞVANİ)
Kemer köprülerin birbiri ardına sıralandığı Tunca Vadisi’ndeki ilk köprü unvanını taşıyan Seslikaya, Ardeşen’e 11 kilomerte mesafede. Kemeri kesme taştan diğer bölümleri ise molozdan inşa edilmiş köprü 19. yüzyıldan kalma. 30 metre uzunluğundaki bu köprü de Anıtlar Kurulu tarafından envantere kaydedilmiş.
KAVAK
Kavak Köprüsü Çamlıhemşin ilçesinin Hala Deresi üzerined yer alan eski ulaşım sisteminin ilk köprüsü. İlçe merkezine 1 kilometre mesafedeki köprü, 19. yüzyılda yöre halkı tarafından yaptırılmış. Rize’nin en güzel fotoğraf veren köprülerinden biri olan Kavak, 36 metre uzunluğunda ve 15 metre yüksekliğinde bulunuyor. Fırtına vadisi’ndeki diğer benzerleri gibi o da Anıtlar Kurulu tarafından tescil edilmiş.
KADIKÖY (ÖRENKİT)
Fırtına Vadisi rafting parkuru üzerinde bulunan Kadıköy köprüsü yaz aylarında altından geçen rafting tutkunlarının adrenalin dolu çığlıklarıyla yalnızlığını unutuyor. Bir zamanlar Kadıköy yerleşim birimine ulaşım sağlayan köprü Çamlıhemşin’e 2.5 kilometre mesafede bulunuyor. Köprüyü 19. yüzyılda Kabaoğlu Ahmet Efendi yaptırmış.
ÇİNÇİVA (ŞENYUVA)
Karadeniz’in coğrafyasına ve iklim koşullarına uygun olarak inşa edilen teş köprüler genelde tek gözlü olarak tasarlanmış. Çamlıhemşin’in Şenyuva köyünde, Fırtına Deresi üzerinde bulunan Şenyuva da bu tarz kemer köprülere en güzel örnek. 40 metre uzunluğunda ve 20 metre yüksekliğindeki köprünün kitabesi 1946 yılında yaşanan selde kaybolmuş.
AŞAĞIDURAK 1 (KULABER)
Ardeşen’e 17 kilometre mesafedeki köprü heybetli gövdesiyle Durak Deresi’nin üzerinde yükseliyor. Rize’deki en büyük ve en güzel köprülerden biri olan Kulaber, geçtiğimiz yıllarda restore edildi. Köprünün kitabesinde 1261 tarihi bulunuyor. Köprünün uzunluğu ise 29 metre.
ÇAĞLAYAN
Çağlayan Köprüsü, Rize ilinin tanıtım sembollerinden olan tarihi taş kemer köprülerin en güzellerinden olan biri. Çağlayan Deresi üzerinde bulunan köprünün kemer kısmından sarkan zincire bağlı taşın üzerinde 1924 yazsa da ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmiyor.
ÇOĞU OSMANLI DÖNEMİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Rize’nin, deniz seviyesinden 2000 m. yüksekliğe ve 50 km’lik bir mesafeye ulaşan topografyası, oldukça dik yamaçlar meydana getirmekte. Bu durum akarsuların denize hızlı bir akışla dökülerek derin vadiler açmalarına neden olmuş. Buna bağlı olarak dağlık arazide yaşayan yöre insanı, sıkça karşısına çıkan akarsu vadilerini geçip konutlarına, yaylalarına ve tarım alanlarına ulaşmak için köprüler inşa etmiş. Bu bakımdan Rize yöresinde taş kemer köprü mimarisi oldukça gelişmiş. Yöre ikliminin etkisiyle (sel) bu köprüler çabuk yıpranmış ve sık sık onarım görmüşler. Köprülerde herhangi bir kitabeye rastlanmamakla beraber, genellikle Osmanlı döneminin son zamanlarında yapıldıkları düşünülmekte. Köprülerin tümü, akarsu yatağının iki yanında karşılıklı birer ayak üzerine yükselen yuvarlak ya da hafif sivri kemerli bir yay formunda. İlk çağlardan itibaren farklı zaman ve mekanlarda farklı toplumlar tarafından kullanılan bu formun, tercih edilmesindeki ana faktör kullanımından doğan işlevi olduğu belirtiliyor. Köprülerin tümünün kemer biçiminde yapılmasının temelinde yatan düşünce, köprünün fevkani yapısı ile sık sık sel suları ile taşan akarsuların altında kalmamasını sağlamak. Ormanlık bir bölge olmasına rağmen köprülerin, ahşap yerine taştan yapılmasının nedeni; taşın, suya karşı ahşaba göre daha sağlam ve dayanıklı bir malzeme olması. Bölgedeki köprülerin tümü dikdörtgen planlı ve bir çoğu tek ve yuvarlak kemerli. Yükseklikleri vadinin derinliğine göre değişmekte. 2-3 m. yükseklikte köprüler bulunduğu gibi 15- 20 m yükseklikte köprüler de bulunuyor.
Yaşar Kızılbağ
Kaynak :
28 Temmuz 2013 Pazar
27 Mayıs 2013 Pazartesi
SERKA Sürdürülebilir Turizm Projeleri ile EKOIQ Dergisi'nde
Serhat’ta Yeşil Turizm Atağı
Turizm sektöründe atak yapmak isteyen Türkiye,
alternatif ve sürdürülebilir turizm türlerine yavaş adımlarla da olsa
yönelmeye başlıyor. Bunun son örneklerinden biri de Kars, Ardahan, Iğdır
ve Ağrı illerini kapsayan Kültür ve Doğa Rotaları projesi oldu. Serhat
Kalkınma Ajansı’nın katkılarıyla hayat bulan proje kapsamında, bölgenin
bugüne kadar ya görmezden gelinmiş ya da kıyıda kenarda kalmış tüm
tarihi, kültürel ve doğal değerlerinin haritası çıkarılarak
kitaplaştırıldı. Projeyle hazırlanan onlarca doğa ve kültür rotası artık
ziyaretçilerini bekliyor…
Özgür ÇAKIR
Özgür ÇAKIR

Kışın kendini göstermeye başladığı şu günlerde, turizmin yönü de,
toplam turist ve tesis sayısı yaz aylarıyla kıyaslanamayacak kadar küçük
olsa da, başta Uludağ olmak üzere kayak merkezlerine doğru çevrilmeye
başladı. Aynı süreç, yaz aylarında da güneye ve batıya doğru yaşanıyor.
Ancak turizmi belirli aylarla sınırlamak, yılın geri kalan bölümlerinde
söz konusu bölgelerin turizmle olan bağının kopması, aslında
Türkiye’nin sektördeki temel sorunlarından biri. Bu soruna ve genel
olarak Türkiye’de sürdürülebilir bir turizm anlayışının eksikliğine
EKOIQ’nun Kasım 2012 sayısında değinerek, TÜSİAD’ın “Sürdürülebilir Turizm”
raporuna yer vermiştik. Kısaca hatırlamak gerekirse, raporda özellikle
turizmin en hızlı gelişen sektörlerden biri olduğuna dikkat
çekiliyordu. Yine aynı raporda, Türkiye’nin 2023 yılı itibariyle
turizmde dünyanın ilk beş ülkesinden bir haline gelmeyi hedeflediği
hatırlatılarak, bunun mevcut turizm anlayışıyla pek de mümkün olmadığı,
turizmin dünya çapında sürdürülebilir ve ekolojik bir anlayışa doğru
hızla evrildiğine dikkat çekiliyordu.
Hem o rapordan hem de gördüğümüz manzaradan yola çıkarsak, Türkiye’de devletin alternatif turizm türlerine yöneldiğinden, daha doğrusu bunu stratejik bir devlet politikası haline hâlâ getirmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. İşte tam da bunlara dikkat çektiğimiz sıralarda, Doğu Anadolu’da yeni bir projenin hayata geçtiğini duyunca biraz olsun umutlandık. Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illeriyle ilgili kalkınma planları ve projeleri üreten Serhat Kalkınma Ajansı SERKA’nın davetlisi olarak bölgeye giderek, ajansın hayata geçirmeye başladığı ve sınır boyundaki bu dört ili kapsayan Kültür ve Yürüyüş Yolları tanıtım turuna katıldık. Gördüğümüz manzara ise açıkçası bizi büyüledi. Sadece kış turizmiyle anılan bölge, 1930’lara kadar 20’den fazla etnik yapının bir arada yaşadığı, eşsiz bir kültürel mirasa sahip. Bu mirasın içinde bulunan tarihi eserleri, antik kentleri, Baltık mimarisine sahip binaları ve mutfağıyla kültür turizmi için biçilmiş bir kaftan gibi. Ayrıca bölgenin endemik yapısı ve florası da Türkiye’deki doğa turizminin en önemli duraklarından biri olacak potansiyele sahip.
“Turistler Daha Uzun Kalmalı”
SERKA’nın desteklediği Kars- Ardahan-Iğdır-Ağrı Kültür ve Yürüyüş Yolları Projesi’nin mimarlarından biri ise, yıllardır Türkiye’nin hemen her yerinde yürüyüş ve bisiklet rehberliği yapan Ersin Demirel. Kültür Bakanlığı’nın kültür rotaları konusunda seminerlerle eğittiği birkaç uzmandan biri olan ve çiçeği burnundaki Kültür Rotaları Derneği’nin de kurucularından Demirel, bölgede dört gün süren tanıtım turunda da rehberimiz oldu. Demirel ve ekibi projeye 2011 yazında başlamış. Demirel, projenin amacının Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı’da var olan potansiyeli ortaya çıkararak sürdürülebilir bir turizm yaratmak ve bölgeyi sadece kışın değil, dört mevsim boyunca turizmin yapılabileceği bir yer haline getirmek olduğunu söylüyor.
Demirel ve ekibi işe öncelikle bisiklet, manzaralı araç ve yürüyüş rotaları alternatiflerini değerlendirerek başladıklarını aktarıyor. Gelen turisti bölgede olabildiğince uzun tutmanın önemine değinen Demirel, “Örneğin Sarıkamış’ta beş ay kayak yapılıyor ama dünyanın ve Türkiye’nin en güzel sarıçam ormanlarıyla ilgili hiçbir çalışma yapılmamış. Biz işte tam da bunun üzerinde durarak orman ve vadileri değerlendirdik. Sarıkamış’ı gezerken, kıyıda köşede kalmış bir dizi kilise ve kalenin varlığına tanık olduk ve bunları kitaba taşıdık. Kitap çıktıktan sonra da bütün bölgede bir tabela çalışması yapıldı” diyor.
Zaten Sarıkamış aldığımız bilgilere göre uluslararası kayak pazarına da açılmak için adımlar atıyor. İlçe, Kafkasya, Lübnan ve Polonya gibi pazarlara şimdiden açılma yolunda ilerliyor. Tabii önemli sorunlar da yok değil. Örneğin hem Sarıkamış hem de bölgedeki diğer illerin gece uçağı ve daha ucuz uçak bileti gibi bir talepleri var. Bölgede yaşayanlar bu taleplerinin, özellikle hafta sonu tatili için bu dört ili ziyaret etmek isteyen turistlerin zaman kaybı yaşamamaları için önemli olduğunu belirtiyor. Yurt dışından bölgeye gelmek anlamında, ciddiye alınması gereken bir potansiyel olduğunu da öğreniyoruz. Tabii buna karşılık verebilmek için en önemli talebin genel koşulları ve altyapıyı iyileştirmek olduğunu görüyoruz. Dördü de sınır boyunda olan bu illerde son birkaç yıldır önemli bir canlanma olmuş. Ardahan’daki Akçakale, Posof-Türkgözü ve Ağrı’daki Gürbulak sınır kapıları açık durumda. Bu kapılardan Gürcistan ve Azerbaycan’la alışveriş sürüyor. Ancak ataları bölgede binlerce yıl yaşamış Ermeniler ve onların bıraktıkları tarihi ve kültürel miras düşünüldüğünde Ermenistan’la sınır kapılarımızın hâlâ kapalı olması büyük bir handikap gibi duruyor.
“Ağrı Dağı Merkez Olmalı”
Kültür Rotaları Projesinde yerel unsurlar da olabildiğince gözetilmeye çalışılmış. Ersin Demirel sürdürülebilir bir turizm için bunun önemine değiniyor. Proje boyunca çalışma yürütülen yerlerde yerel rehberler ve turizmle ilgili aktörlerin farkındalığını da oluşturmak istediklerini kaydeden Demirel, bütün arazi çalışmasını, yine bölgeden gönüllü insanlarla birlikte yaptıklarını ve rotaları beraber oluşturduklarını aktarıyor. Projenin gelecek yıl gibi ete kemiğe bürüneceğini belirten Demirel, bölge turizminin geleceği hakkında da umutlu konuşuyor. “Kars’ta var olan bir turizm potansiyeli zaten var ve daha da ileri gidecek. Aynı şey Ağrı için de geçerli. Ardahan örneğin bitki çeşitliliği açsından çok zengin. Bunu insanlara taşımaya çalıştık. Ayrıca Boğatepe gibi bir örnek var. Gerçek bir ekoköy, kırsal kalkınma projesi diyebiliriz. Ama Ardahan’da biraz sıkıntı var. Şimdilik turizme uzaklar. Dışarıdan gelen insanlara define ya da gömü arıyor, diye bakıyorlar. Bu da doğrudan pratikte aşılacak. Bizi bunu Likya ve St. Paul Yolu’nda da yaşadık. Gömüye geldiklerini zannettikleri yabancı turistlere taş atıyorlardı. Ama ne zaman gözleme sattılar, evlerinde turist ağırladılar, gördüler ve değiştiler. İnsanlar turizmi gördükçe aşacaktır bu önyargıları. Iğdır’da ise çok büyük bir alternatif yok. Ama organik tarımla ilgili bir çalışma var. Iğdır’ın bir de Nahçıvan ve Azerbaycan’a sınırı olduğunu unutmayalım. Çok yakında orada bir AVM açılacak”.
Demirel bölgede Ağrı Dağı’nın da özel bir yere sahip olduğunu söylüyor. Avrupa ve Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı’nın çoktan Avrupa’nın tırmanış merkezi haline gelmiş olması gerektiğine inanıyor. Demirel ve arkadaşları bunun için de SERKA’ya yeni bir proje sunmuşlar. Ağrı Dağı’nın 70 yaşındaki bir insanın bile rahatlıkla çıkabileceği bir dağ olduğunu kaydeden Demirel, “Bir parça bölgedeki durum nedeniyle güvenlik sorunu var. Kılavuzlar yetersiz ve tabii ki altyapıda da yetersizlikler mevcut.” Şu anda dağa yılda 6 bin kişinin tırmandığını hatırlatan Demirel, bu sayının da 60 bine çıkmak zorunda olduğunu belirtiyor.
“Projeler Kâğıtta Kalmasın”
Türkiye’de sürdürülebilir turizmin gelişme potansiyeli içinde olduğunu da söyleyen Demirel, birçok projenin hayata geçmeye başladığını ama devlet kurumlarında mülki amirler değiştiğinde sürdürülebilirliğin sekteye uğrayabilme ihtimalinin yükseldiğine değinerek, “Devamlılık gerekiyor. Aynı şeyin buralarda da olmaması için biz devletten çok, projeyi yerel halkla bütünleştirmek ve o farklılığı yaratmak istiyoruz. Bizde raporlar ya kağıtta kalıyor ya da sadece kurumların mülki amirin yıldızını parlatmak için kullanıyor” diyor.
Başta projeyi hayata geçiren Ersin Demirel ve arkadaşları olmak üzere Serhat Kalkınma Ajansı’nın, bölgenin turizmde daha fazla yer alabilmesi için başlattığı doğa ve kültür rotalarını kapsayan bu projeyle, bölgesel kalkınma için ne kadar hayati bir adım attıklarından uzun uzun bahsetmeye gerek bile yok. Genel bir ilgisizlik ve özellikle zorlu kış koşulları nedeniyle kendi kabuğuna kapanmış bölgeye hak ettiği değerin bugüne kadar pek verilmediğini düşünürsek, bu rotaların önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bölgenin, sadece kış mevsiminde değil, diğer mevsimlerde de, birkaç küçük eksikliğin giderilmesiyle birlikte, turizm konusunda artık ciddi bir seçenek olmaması için hiçbir neden yok. Bu yüzden bizim size tavsiyemiz kış dışında, da nisan mayıs aylarından itibaren çıkacağınız herhangi bir tatilde, bu dört ili seçenekleriniz arasına alarak, farklı alternatifler sunan bölgede keşfedilmeyi bekleyen onlarca rotanın keyfine varmanız.
Yürüyüşten Jip Safarisine…
Proje kapsamında çıkan Kars Turizm Keşif Rehberi, Sarıkamış Yürüyüş Parkurları, Ardahan Yürüyüş Parkurları, Ağrı Turizm Keşif Rehberi isimli yayınlar, bölgenin kültür ve doğa turizmi potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu kanıtlıyor aslında. Kars Turizm Keşif Rehberi ve Sarıkamış Yürüyüş Parkurları adını taşıyan iki rehber kitap, Türkçe, İngilizce ve Rusça dillerinde hazırlanmış. Kars Turizm Keşif Rehberi, Uzun ve Kısa Kent Turları, Tarih, Geçmişe Yolculuk, Doğaya Yolculuk, Kültür Turları, Trekking aktiviteleri, Bisiklet Rotaları, Jip Safari-Manzaralı Araç Turu, Kars-Ağrı Macera Rotası, Kars-Ardahan Kültür ve Doğa Gezisi, Kış Turizmi turlarını içeriyor.
Örneğin Kars kent turunda, Orhan Pamuk’un Kar romanıyla ünlenen, Baltık mimarisinin örnekleriyle dolu Kars sokaklarında, Kar Otel ve Kars Kent Konseyi gibi yapıları ve son dönem Türkiye sinemasının başarılı yönetmenlerinden Reha Erdem’in Kozmos filmine sahne olan sokakları ve yapıları görebilirsiniz. Proje kapsamında hazırlanan kitaplarda, tarih turları başlığı altında ise Ani Antik Kenti, Kiliseler Rotası, yazı ve kaya yerleşimlerini kapsayan Geçmişe Yolculuk Rotası, Şehitlikler ve Tabyalar rotaları ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor.
Yine projede Türkiye’nin kar turizminde yükselen değerlerinden biri haline gelmeye başlayan Sarıkamış’a da önemli bir yer ayrılmış. Yaban hayatı, faunası, sarıçam ormanları ve tarihiyle Sarıkamış, önümüzdeki yıllarda, kış ayları dışında da yürüyüş, trekking ve bisiklet turları için Türkiye’nin en önemli turizm bölgelerinden bir haline gelme potansiyeline sahip olacak gibi gözüküyor. Sadece Sarıkamış Yürüyüş Parkurları çalışmasında 18 kısa, iki uzun yürüyüş parkuru, 10 bisiklet, dört jip, üç de kültür rotası belirlenmiş.
“Hedef, Avrupa Konseyi Kültür Yolları Listesi”
Türkiye bölgesel planlama sürecinde henüz yolun çok başında. Bu amaçla kurulan Bölgesel Kalkınma Ajansları da önemli bir rol oynamaya ve somut adımlar atmaya yeni yeni başlıyor. Serhat Kalkınma Ajansı da bunlardan biri.
Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinde faaliyet yürüten SERKA, bölgeyi ekonomik anlamda harekete geçirecek en önemli sektörlerden birinin turizm olduğunun farkında. SERKA Genel Sekreteri Hüseyin Turan da turizm faaliyetlerinde ziyaret edenle turisti ağırlayan arasındaki beklentilerin kesiştiği yerde mutlu bir alışverişten söz edilebileceğini söylüyor. Bölgenin değerlerinin hâlâ yeterince tanınmadığından bahseden Turan, bölge tanıtımı dışında yerel girişimcilerle işbirliği imkânlarını artırmanın da önemine değiniyor. Yerel girişimcilerin turizm konusunda tam bir akıl değişimi yaşamadığını kaydeden Turan, “Yereldeki insanların, bu sektöre yatırım yapıldığında, bundan ciddi olarak bir gelir elde edileceğine inanmaya başlamaları daha henüz yeni bir olgu. Bunun için kentlerimizde kadın girişimcilerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Buna paralel olarak otel ve nitelikli yeme/içme sayısında da gün geçtikçe artışlar kaydediliyor. Bu bilinç patlamasının önündeki en büyük engellerin başında, altyapı sorunlarının ne kentlerde ne de kırsal alanda giderilmemesi geliyor. Beşeri ve iktisadi sermayenin azlığı da bu temel sorunlara eklenebilir” diyor.
Hüseyin Turan, SERKA olarak bölgedeki doğa ve kültür turizminin örneklerini sergileyen yerel unsurlara teknik destek verdiklerini de belirtiyor. SERKA’nın şu ana kadar, proje hazırlama eğitimi, girişimcilik gibi yardımları dışında en büyük desteğinin mali düzeyde olduğunu kaydeden Turan, “Bir girişimci bir işletme açmak istediği zaman, uygun bir proje hazırladıktan sonra bu projesi eğer onaylanırsa 400.000 TL’ye kadar hibe alabiliyor. Bu da turizm sektörü için önemli bir motivasyon kaynağı” diyor. Turan ayrıca kültür turizminde kaliteli turisti çekmenin bir yolunun da Avrupa Konseyi Kültür Yolları Listesine girmekten geçtiğine dikkat çekerek, ilgili yasa tasarısı Meclis’ten geçtiğinde, önemli bir aşamanın tamamlanmış olacağını söylüyor.
EKOIQ Dergisi Ocak 2013 Sayı: 25
Kültür Rotaları Projesinde yerel unsurlar da olabildiğince gözetilmeye çalışılmış. Ersin Demirel sürdürülebilir bir turizm için bunun önemine değiniyor. Proje boyunca çalışma yürütülen yerlerde yerel rehberler ve turizmle ilgili aktörlerin farkındalığını da oluşturmak istediklerini kaydeden Demirel, bütün arazi çalışmasını, yine bölgeden gönüllü insanlarla birlikte yaptıklarını ve rotaları beraber oluşturduklarını aktarıyor. Projenin gelecek yıl gibi ete kemiğe bürüneceğini belirten Demirel, bölge turizminin geleceği hakkında da umutlu konuşuyor. “Kars’ta var olan bir turizm potansiyeli zaten var ve daha da ileri gidecek. Aynı şey Ağrı için de geçerli. Ardahan örneğin bitki çeşitliliği açsından çok zengin. Bunu insanlara taşımaya çalıştık. Ayrıca Boğatepe gibi bir örnek var. Gerçek bir ekoköy, kırsal kalkınma projesi diyebiliriz. Ama Ardahan’da biraz sıkıntı var. Şimdilik turizme uzaklar. Dışarıdan gelen insanlara define ya da gömü arıyor, diye bakıyorlar. Bu da doğrudan pratikte aşılacak. Bizi bunu Likya ve St. Paul Yolu’nda da yaşadık. Gömüye geldiklerini zannettikleri yabancı turistlere taş atıyorlardı. Ama ne zaman gözleme sattılar, evlerinde turist ağırladılar, gördüler ve değiştiler. İnsanlar turizmi gördükçe aşacaktır bu önyargıları. Iğdır’da ise çok büyük bir alternatif yok. Ama organik tarımla ilgili bir çalışma var. Iğdır’ın bir de Nahçıvan ve Azerbaycan’a sınırı olduğunu unutmayalım. Çok yakında orada bir AVM açılacak”.
Demirel bölgede Ağrı Dağı’nın da özel bir yere sahip olduğunu söylüyor. Avrupa ve Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı’nın çoktan Avrupa’nın tırmanış merkezi haline gelmiş olması gerektiğine inanıyor. Demirel ve arkadaşları bunun için de SERKA’ya yeni bir proje sunmuşlar. Ağrı Dağı’nın 70 yaşındaki bir insanın bile rahatlıkla çıkabileceği bir dağ olduğunu kaydeden Demirel, “Bir parça bölgedeki durum nedeniyle güvenlik sorunu var. Kılavuzlar yetersiz ve tabii ki altyapıda da yetersizlikler mevcut.” Şu anda dağa yılda 6 bin kişinin tırmandığını hatırlatan Demirel, bu sayının da 60 bine çıkmak zorunda olduğunu belirtiyor.
“Projeler Kâğıtta Kalmasın”
Türkiye’de sürdürülebilir turizmin gelişme potansiyeli içinde olduğunu da söyleyen Demirel, birçok projenin hayata geçmeye başladığını ama devlet kurumlarında mülki amirler değiştiğinde sürdürülebilirliğin sekteye uğrayabilme ihtimalinin yükseldiğine değinerek, “Devamlılık gerekiyor. Aynı şeyin buralarda da olmaması için biz devletten çok, projeyi yerel halkla bütünleştirmek ve o farklılığı yaratmak istiyoruz. Bizde raporlar ya kağıtta kalıyor ya da sadece kurumların mülki amirin yıldızını parlatmak için kullanıyor” diyor.
Başta projeyi hayata geçiren Ersin Demirel ve arkadaşları olmak üzere Serhat Kalkınma Ajansı’nın, bölgenin turizmde daha fazla yer alabilmesi için başlattığı doğa ve kültür rotalarını kapsayan bu projeyle, bölgesel kalkınma için ne kadar hayati bir adım attıklarından uzun uzun bahsetmeye gerek bile yok. Genel bir ilgisizlik ve özellikle zorlu kış koşulları nedeniyle kendi kabuğuna kapanmış bölgeye hak ettiği değerin bugüne kadar pek verilmediğini düşünürsek, bu rotaların önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bölgenin, sadece kış mevsiminde değil, diğer mevsimlerde de, birkaç küçük eksikliğin giderilmesiyle birlikte, turizm konusunda artık ciddi bir seçenek olmaması için hiçbir neden yok. Bu yüzden bizim size tavsiyemiz kış dışında, da nisan mayıs aylarından itibaren çıkacağınız herhangi bir tatilde, bu dört ili seçenekleriniz arasına alarak, farklı alternatifler sunan bölgede keşfedilmeyi bekleyen onlarca rotanın keyfine varmanız.
Yürüyüşten Jip Safarisine…
Proje kapsamında çıkan Kars Turizm Keşif Rehberi, Sarıkamış Yürüyüş Parkurları, Ardahan Yürüyüş Parkurları, Ağrı Turizm Keşif Rehberi isimli yayınlar, bölgenin kültür ve doğa turizmi potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu kanıtlıyor aslında. Kars Turizm Keşif Rehberi ve Sarıkamış Yürüyüş Parkurları adını taşıyan iki rehber kitap, Türkçe, İngilizce ve Rusça dillerinde hazırlanmış. Kars Turizm Keşif Rehberi, Uzun ve Kısa Kent Turları, Tarih, Geçmişe Yolculuk, Doğaya Yolculuk, Kültür Turları, Trekking aktiviteleri, Bisiklet Rotaları, Jip Safari-Manzaralı Araç Turu, Kars-Ağrı Macera Rotası, Kars-Ardahan Kültür ve Doğa Gezisi, Kış Turizmi turlarını içeriyor.
Örneğin Kars kent turunda, Orhan Pamuk’un Kar romanıyla ünlenen, Baltık mimarisinin örnekleriyle dolu Kars sokaklarında, Kar Otel ve Kars Kent Konseyi gibi yapıları ve son dönem Türkiye sinemasının başarılı yönetmenlerinden Reha Erdem’in Kozmos filmine sahne olan sokakları ve yapıları görebilirsiniz. Proje kapsamında hazırlanan kitaplarda, tarih turları başlığı altında ise Ani Antik Kenti, Kiliseler Rotası, yazı ve kaya yerleşimlerini kapsayan Geçmişe Yolculuk Rotası, Şehitlikler ve Tabyalar rotaları ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor.
Yine projede Türkiye’nin kar turizminde yükselen değerlerinden biri haline gelmeye başlayan Sarıkamış’a da önemli bir yer ayrılmış. Yaban hayatı, faunası, sarıçam ormanları ve tarihiyle Sarıkamış, önümüzdeki yıllarda, kış ayları dışında da yürüyüş, trekking ve bisiklet turları için Türkiye’nin en önemli turizm bölgelerinden bir haline gelme potansiyeline sahip olacak gibi gözüküyor. Sadece Sarıkamış Yürüyüş Parkurları çalışmasında 18 kısa, iki uzun yürüyüş parkuru, 10 bisiklet, dört jip, üç de kültür rotası belirlenmiş.
“Hedef, Avrupa Konseyi Kültür Yolları Listesi”
Türkiye bölgesel planlama sürecinde henüz yolun çok başında. Bu amaçla kurulan Bölgesel Kalkınma Ajansları da önemli bir rol oynamaya ve somut adımlar atmaya yeni yeni başlıyor. Serhat Kalkınma Ajansı da bunlardan biri.
Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinde faaliyet yürüten SERKA, bölgeyi ekonomik anlamda harekete geçirecek en önemli sektörlerden birinin turizm olduğunun farkında. SERKA Genel Sekreteri Hüseyin Turan da turizm faaliyetlerinde ziyaret edenle turisti ağırlayan arasındaki beklentilerin kesiştiği yerde mutlu bir alışverişten söz edilebileceğini söylüyor. Bölgenin değerlerinin hâlâ yeterince tanınmadığından bahseden Turan, bölge tanıtımı dışında yerel girişimcilerle işbirliği imkânlarını artırmanın da önemine değiniyor. Yerel girişimcilerin turizm konusunda tam bir akıl değişimi yaşamadığını kaydeden Turan, “Yereldeki insanların, bu sektöre yatırım yapıldığında, bundan ciddi olarak bir gelir elde edileceğine inanmaya başlamaları daha henüz yeni bir olgu. Bunun için kentlerimizde kadın girişimcilerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Buna paralel olarak otel ve nitelikli yeme/içme sayısında da gün geçtikçe artışlar kaydediliyor. Bu bilinç patlamasının önündeki en büyük engellerin başında, altyapı sorunlarının ne kentlerde ne de kırsal alanda giderilmemesi geliyor. Beşeri ve iktisadi sermayenin azlığı da bu temel sorunlara eklenebilir” diyor.
Hüseyin Turan, SERKA olarak bölgedeki doğa ve kültür turizminin örneklerini sergileyen yerel unsurlara teknik destek verdiklerini de belirtiyor. SERKA’nın şu ana kadar, proje hazırlama eğitimi, girişimcilik gibi yardımları dışında en büyük desteğinin mali düzeyde olduğunu kaydeden Turan, “Bir girişimci bir işletme açmak istediği zaman, uygun bir proje hazırladıktan sonra bu projesi eğer onaylanırsa 400.000 TL’ye kadar hibe alabiliyor. Bu da turizm sektörü için önemli bir motivasyon kaynağı” diyor. Turan ayrıca kültür turizminde kaliteli turisti çekmenin bir yolunun da Avrupa Konseyi Kültür Yolları Listesine girmekten geçtiğine dikkat çekerek, ilgili yasa tasarısı Meclis’ten geçtiğinde, önemli bir aşamanın tamamlanmış olacağını söylüyor.
EKOIQ Dergisi Ocak 2013 Sayı: 25
1 Nisan 2013 Pazartesi
İşaretli Yollar National Geographic Dergisi'nin Traveler Eki'nde
National Geographic dergisi Traveler ekinde Türkiye'deki işaretlenmiş kültür rotalarına yer verdi. Ekte Lykia Yolu, Küre Dağları, Hitit Yolu, İstiklal Yolu, St.Paul Yolu, Gastronomi Yolu, Katır Yolu, Yenice Ormanları, Eskipazar, Kocaeli Parkurları, Gerede Yayla Yolları, İbrahim Yolu, Idyma Yolu, Karia Yolu ve Kaçkar Hevek Yolları gibi pek çok güzergah tanıtıldı.
Ordu Doğa ve Kültür Rotaları Atlas Dergisi Eki Oldu
29 Mart 2013 Cuma
Turizmciler Ordu'da
Oksijen Yurdu Ordu
turizm atağına kalktı
Türkiye’nin turizm politikasının yeni mihenk taşı olarak adlandırılan
alternatif turizm sektörünün yeni destinasyonlarının temel parçası olması
hedeflenen Ordu, bu amaçla yeni konuklarına merhaba diyecek. Türkiye’nin en
güzel doğalarından birine sahip olan ve iklim koşullarıyla her türlü outdoor
etkinliğinin yapılabileceği Ordu, 2012 yılında hayata geçirilen “Aklın Yolu
Birdir” projesi çerçevesinde yeni konukları ile buluşuyor. Doğa koruma ve çevre
bilincini geliştirmek, turizm alanında farkındalık yaratmak, bakir
bölgeleri doğaseverlerle buluşturmak ve Ordu’nun turizm değerlerini ortaya
koymak amacıyla Ordu Valiliği etkinliklerini arttırdı.
26 Mart Salı günü başlayacak etkinliğe, turizm acentaları ile ulusal basın
temsilcileri davet edildi. Ünye’den başlayıp, Ordu’nun değişik yörelerinde
sürecek etkinlikte: Ordu ve Ünye kent turu, tarih turları (kaya mezarları,
kaleler, kiliseler), doğa turları (şelaleler rotası, botanik turları, kuş
gözlemi), kültür turları (Yeşilce, Kabakdağı, fındık temalı), outdoor
etkinlikleri (336 kilometrelik yürüyüş, 1025 kilometrelik bisiklet ve 370
kilometrelik manzaralı araç parkurları), kış turizmi ve yamaç paraşütü
faaliyetleri konuklara tanıtılacak.
Tanıtım öncesi verilecek 'Hoşgeldin' kokteylinde de Ordu’nun doğa ve tarih
zenginliklerini tanıtan 'Ordu Yürüyüş Rotaları ve Turizm Keşif Rehberi' kitabının
da tanıtımı yapılacak.
ORDU TURİZM TANITIM
PROGRAMI ETKİNLİKLERİ
26 Mart (Salı)
Samsun Havaalanı’na varış
Fatsa’da öğle yemeği
Bolaman Haznedaroğlu Konağı ve Yason Burnu Kilisesi gezisi
Boztepe’de çay molası ve yamaç paraşütü gösterisi
Otele yerleşme
Akşam kokteyl
Bölge tanıtımı (Powerpoint sunumu)
27 Mart (Çarşamba)
Otelde kahvaltı
Fatsa’da öğle yemeği
Bolaman Haznedaroğlu Konağı ve Yason Burnu Kilisesi gezisi
Boztepe’de çay molası ve yamaç paraşütü gösterisi
Otele yerleşme
Akşam kokteyl
Bölge tanıtımı (Powerpoint sunumu)
27 Mart (Çarşamba)
Otelde kahvaltı
Çambaşı’na hareket
Gerce Obası-Kaleboynu Yaylası yürüyüşü
Çambaşı’nda yöresel yemek
Yeşilce’ye hareket
Zile Obası ve Kızılağaç Yaylası gezisi
Yeşilce’de akşam yemeği ve konaklama
Gerce Obası-Kaleboynu Yaylası yürüyüşü
Çambaşı’nda yöresel yemek
Yeşilce’ye hareket
Zile Obası ve Kızılağaç Yaylası gezisi
Yeşilce’de akşam yemeği ve konaklama
28 Mart (Perşembe)
Yöresel kahvaltı
Ulugöl’e hareket
Ulugöl’de çay ve kumanya ikramı
Ünye’ye hareket
Ünye kent gezisi ve akşam yemeği
Havaalanı’na transfer ve dönüş
Yöresel kahvaltı
Ulugöl’e hareket
Ulugöl’de çay ve kumanya ikramı
Ünye’ye hareket
Ünye kent gezisi ve akşam yemeği
Havaalanı’na transfer ve dönüş
Kaynak : Ordu Olay Gazetesi
27 Mart 2013 Çarşamba
Kardan Kent : Kars
Görkemli Baltık mimarisine, karlar
altındaki Sarıkamış'a, Ani Harabeleri'nin sonsuzluğuna ya da kaz eti ve peynirin
en lezzetlisine yapabileceğiniz bir yolculuk… Karın hep usulca yağdığı, keskin
soğuğun size sıcak hayaller kurdurttuğu Kars'ı hala görmediyseniz, bu yıl yola
çıkmanın tam vakti...
Yazı: Türkan Doğan
Fotoğraf: Mukadder Yardımcıel
Fotoğraf: Mukadder Yardımcıel
"Eğer Bakû'yü göremedinizse üzülmeyin, Kars
size gösterir... Eğer Tiflis'i de göremedinizse üzülmeyin Kars'ta
görebilirsiniz... Eğer Erivan'ı merak ediyorsanız, yine size Kars yardımcı
olacaktır. Hatta St. Petersburg'u tanımak için bile Kars'tan çok şey
öğrenebilirsiniz!" der yazar Oktay Ekinci doğup büyüdüğü kenti anlattığı "Kars
Kitabı"nda. Sizin de Kars'ta olmak için pek çok nedeniniz olabilir.
Rus
işgali yıllarında Baltık mimari tarzında inşa edilen yapılarıyla bambaşka bir
doğu kenti görmek için Kars'ta bulabilirsiniz kendinizi. Ani Harabeleri'nin
heybeti ve sonsuzluğunda kaybolmak için de Kars'a gidebilirsiniz. Ya da beyaz
örtünün çok yakıştığı Sarıkamış'ta kayak yapma isteğiyle dolabilir; oradan da
buzlar içindeki Çıldır Gölü'ne uzanıp soğuğu içinize
çekebilirsiniz.
Kars'ı bir lezzet durağına dönüştüren kaz eti ya da
gravyer peynirinin peşi sıra da bir gurme turuna çıkabilirsiniz. Terekeme,
Malakan, Yerli, Kürt, Türk, Ermeni, Çerkeş, Gürcü, Azeri ve Rus kültürlerinin
birbirine nasıl karıştığını görme isteği de sizi Kars'a sürükleyebilir. Hepsi
bir yana, belki de Orhan Pamuk'un Şair Ka'sının kentteki adımlarının izini
sürmek için Kars sokaklarını arşınlamak istiyorsunuzdur. Nedeniniz ne olursa
olsun doğunun bu serhat şehrindeyseniz eğer, bambaşka bir yolculuğa çıktığınız
kesin.
Doğunun mimari başkenti
Çevrenizdekilerin "Bu kış
gününde Kars'ta ne işiniz var" sözlerine kulak asmayıp Kars'a
gelmişseniz doğunun bu uzak köşesindeki yalnız kentin hüznünü
dilediğinizce yaşayabilirsiniz. Usulca yağan kar ve keskin soğuk, size Kars'ta
olduğunuzu her daim hatırlatır. Kars'ı gittiğiniz diğer doğu kentlerinden ayıran
en önemli faktör ise kente bambaşka bir çehre kazandıran Baltık mimarisinin
örnekleri. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 40 yıl Rus işgali altında kalan
kent, Ruslar tarafından Kars'ta başlatılan yeni imar çalışmasıyla bambaşka bir
yapıya bürünmüş.
Özellikle 1706 yılında Rusya'nın kuzeyinde Baltık Denizi bölgesinde uygulanan mimari anlayışın Kars'ta uygulanmasıyla bugünkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet Mahallelerinin merkezini oluşturduğu yeni şehir planı kurulmuş. Birbirini dik kesen ızgara planlı caddelerin oluşturduğu bu yeni şehir planında, Baltık mimari tarzının düzgün kesme bazalt taşlarıyla birbirinden görkemli binalar inşa edilmiş.
Rus mimarisinin Kars'taki en önemli örnekleri ise Hekim Evi, Defterdarlık Binası, Sağlık Müdürlüğü Binası, Eski Vali Konağı Binası, Tuncer Güvensoy Evi gibi yapılar. Bugün pek çok kamu kuruluşunun ikametkağı haline getirilen bu yapıların bazılarının aslına uygun olmadan boyanarak kullanılması ise yüreğinizi sızlatabilir.
Özellikle 1706 yılında Rusya'nın kuzeyinde Baltık Denizi bölgesinde uygulanan mimari anlayışın Kars'ta uygulanmasıyla bugünkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet Mahallelerinin merkezini oluşturduğu yeni şehir planı kurulmuş. Birbirini dik kesen ızgara planlı caddelerin oluşturduğu bu yeni şehir planında, Baltık mimari tarzının düzgün kesme bazalt taşlarıyla birbirinden görkemli binalar inşa edilmiş.
Rus mimarisinin Kars'taki en önemli örnekleri ise Hekim Evi, Defterdarlık Binası, Sağlık Müdürlüğü Binası, Eski Vali Konağı Binası, Tuncer Güvensoy Evi gibi yapılar. Bugün pek çok kamu kuruluşunun ikametkağı haline getirilen bu yapıların bazılarının aslına uygun olmadan boyanarak kullanılması ise yüreğinizi sızlatabilir.
Kars'ın
Ayasofya'sı: Fethiye Camii
Kars'taki en önemli duraklardan biri de
elbette ki pek çok döneme ait eserin sergilendiği Arkeoloji Müzesi. Bir
etnografya salonunu da barından müze, Kars'ta yaşamış köklü uygarlıkların miras
bıraktığı tarihin izini sürmek için biçilmiş kaftan.
Kars Kent Konseyi Binası ve Aynalı Köşk binaları da yine Kars'ta ziyaret etmeniz gereken yapılardan. Kars'ın en görkemli yapısı ise hiç kuşkusuz ki Ordu Caddesi'nin köşesindeki, 19. yüzyıl sonlarına doğru Ruslar tarafından kilise olarak inşa edilen Fethiye Camii. Bir dönemin Nevski-Rus Askeri Kilisesi olarak inşa edilen yapı, 1985 yılında iki minarenin eklenmesiyle günümüzde cami olarak hizmet veriyor.
Kars kent turunun bir diğer önemli rotası ise Kars Çayı'nın etrafındaki yapılar. Kars Kalesi ve tabyalar, İkinci Taşköprü gibi mekanlar, Kars'ın seyir terası konumunda. Çeşitli dönemlerdeki saldırılarda yıkılan ve tekrar yenilenen Kars Kalesi, bugün orijinalliğinden çok şey kaybetmiş durumda. Kesme bazalt taştan yapılan 3,5 kilometrelik sur duvarlarında önceden 220 burç varken, sadece yedi burç günümüze kadar gelebilmiş.
Kars Çayı çevresinde görülmesi gerekilen bir diğer yapı ise sivri külah şeklindeki kilise çatısıyla dikkat çeken Oniki Havariler Kilisesi (Kümbet Camii). Ermeni Bagratlı Kralı Abas tarafından 937 yılında yaptırılan ve Kars'ın özel mimari eserlerinden biri olan Kümbet Kilisesi (Camii), görmeden dönmemeniz gereken bir yapı.
Kars Kent Konseyi Binası ve Aynalı Köşk binaları da yine Kars'ta ziyaret etmeniz gereken yapılardan. Kars'ın en görkemli yapısı ise hiç kuşkusuz ki Ordu Caddesi'nin köşesindeki, 19. yüzyıl sonlarına doğru Ruslar tarafından kilise olarak inşa edilen Fethiye Camii. Bir dönemin Nevski-Rus Askeri Kilisesi olarak inşa edilen yapı, 1985 yılında iki minarenin eklenmesiyle günümüzde cami olarak hizmet veriyor.
Kars kent turunun bir diğer önemli rotası ise Kars Çayı'nın etrafındaki yapılar. Kars Kalesi ve tabyalar, İkinci Taşköprü gibi mekanlar, Kars'ın seyir terası konumunda. Çeşitli dönemlerdeki saldırılarda yıkılan ve tekrar yenilenen Kars Kalesi, bugün orijinalliğinden çok şey kaybetmiş durumda. Kesme bazalt taştan yapılan 3,5 kilometrelik sur duvarlarında önceden 220 burç varken, sadece yedi burç günümüze kadar gelebilmiş.
Kars Çayı çevresinde görülmesi gerekilen bir diğer yapı ise sivri külah şeklindeki kilise çatısıyla dikkat çeken Oniki Havariler Kilisesi (Kümbet Camii). Ermeni Bagratlı Kralı Abas tarafından 937 yılında yaptırılan ve Kars'ın özel mimari eserlerinden biri olan Kümbet Kilisesi (Camii), görmeden dönmemeniz gereken bir yapı.
"Sonsuzluk ve Bir Gün": Ani
"Ani bir dünya ama
dünya bir Ani değil" denilmiş vakti zamanında, Türkiye'nin en büyük ve önemli
antik kentlerinden biri olan Ani için. Bu nedenle Kars kent merkezini
dilediğinizce gezdikten sonra istikametiniz Ani olmalı. Türkiye ile Ermenistan
arasındaki sınırı belirleyen Arpaçay Vadisi'nin batı kıyısında yer alan
arkeolojik alan, tarihi İpek Yolu üzerinde bulunuyor.
5 bin yıllık bir geçmişe sahip olan bu görkemli kentin pek çok kavime ev sahipliği yaptığı biliniyor. Etrafı yaklaşık 4,5 kilometrelik sur duvarlarıyla çevrili alan, başka hiçbir yerde yaşayamayacağınız bir sonsuzluk hissini yaşatıyor. Ani sit alanı içerisinde Kars Kapısı, Aslanlı Kapı, Hıdırellez Kapısı, Ateşgede, Selçuklu Sarayı, Kral Gagik Kilisesi, Ani Katedrali, Abukhamrents Kilisesi, Ebu Muneçehr Camii, Tigran Honents Kilisesi, Keçel Kilisesi, Genç Kızlar Kilisesi, İpek Yolu Köprüsü, İç Kale, Kız Kalesi, Bakireler Manastırı gibi çok sayıda önemli yapı bulunuyor. Ancak bu yapıların onarılmasının ve turizme yeniden kazandırılmasının çok ciddi bir süreç gerektirdiğini söylemek gerek.
5 bin yıllık bir geçmişe sahip olan bu görkemli kentin pek çok kavime ev sahipliği yaptığı biliniyor. Etrafı yaklaşık 4,5 kilometrelik sur duvarlarıyla çevrili alan, başka hiçbir yerde yaşayamayacağınız bir sonsuzluk hissini yaşatıyor. Ani sit alanı içerisinde Kars Kapısı, Aslanlı Kapı, Hıdırellez Kapısı, Ateşgede, Selçuklu Sarayı, Kral Gagik Kilisesi, Ani Katedrali, Abukhamrents Kilisesi, Ebu Muneçehr Camii, Tigran Honents Kilisesi, Keçel Kilisesi, Genç Kızlar Kilisesi, İpek Yolu Köprüsü, İç Kale, Kız Kalesi, Bakireler Manastırı gibi çok sayıda önemli yapı bulunuyor. Ancak bu yapıların onarılmasının ve turizme yeniden kazandırılmasının çok ciddi bir süreç gerektirdiğini söylemek gerek.
"Kayağın
yükselen değeri: Sarıkamış"
Mevsimlerden kışsa Kars'a gelip
Türkiye'nin önemli kayak merkezlerinden biri haline gelen Sarıkamış'a gitmemek
olmaz. Yılın büyük bölümünü karlar altında geçiren Kars'ın harikalar diyarı
Sarıkamış, doğası, tarihi mekânları ve yöresel kültürüyle benzersiz bir kış
deneyimi vaat ediyor.
Şu anda bakımsızlığa terk edilse de Sarıkamış'ın en önemli değerlerinden biri Katarina Av Köşkü olarak bilinen tarihi mekân. Çar 2. Nikola tarafından 1890-1914 yılları arasında yaptırıldığı tahmin edilen köşk, dikdörtgen planıyla tamamı ahşap olarak tasarlanan ve hiç çivi kullanılmadan tahtaları birbirine geçirme tekniğiyle yapılan bir yapı. Köşkün hemen karşısında ise bir zamanlar trenleri ve rayları onarmak için kullanılan Cer Atölyeleri yer alıyor.
Sarıkamış'ın merkezinde bulunan Yanık Kilise de, Baltık mimari tarzından inşa edilen bir diğer önemli yapı konumunda. Sarıkamış'taysanız eğer, Sarıkamış Kültür Evi'ne gidip çaya doymak, Bayraktepe'ye çıkıp şehitliği ziyaret etmek, oradan da Allahuekber Dağları'na bakmadan dönmemelisiniz. Tarihi önemi ve kayağın yükselen değerlerinden biri olması dışında Sarıkamış, yürüyüş, bisiklet ve manzaralı araç yolu parkurlarıyla da "outdoor" severler için önemli bir durak. Keklikdere, Komdere ve İnkaya vadilerinin kullanıldığı parkurlarda, sarıçam ormanının eşliğinde 256 kilometrede 21 değişik güzergâh üzerinden trekking yapılıyor.
Şu anda bakımsızlığa terk edilse de Sarıkamış'ın en önemli değerlerinden biri Katarina Av Köşkü olarak bilinen tarihi mekân. Çar 2. Nikola tarafından 1890-1914 yılları arasında yaptırıldığı tahmin edilen köşk, dikdörtgen planıyla tamamı ahşap olarak tasarlanan ve hiç çivi kullanılmadan tahtaları birbirine geçirme tekniğiyle yapılan bir yapı. Köşkün hemen karşısında ise bir zamanlar trenleri ve rayları onarmak için kullanılan Cer Atölyeleri yer alıyor.
Sarıkamış'ın merkezinde bulunan Yanık Kilise de, Baltık mimari tarzından inşa edilen bir diğer önemli yapı konumunda. Sarıkamış'taysanız eğer, Sarıkamış Kültür Evi'ne gidip çaya doymak, Bayraktepe'ye çıkıp şehitliği ziyaret etmek, oradan da Allahuekber Dağları'na bakmadan dönmemelisiniz. Tarihi önemi ve kayağın yükselen değerlerinden biri olması dışında Sarıkamış, yürüyüş, bisiklet ve manzaralı araç yolu parkurlarıyla da "outdoor" severler için önemli bir durak. Keklikdere, Komdere ve İnkaya vadilerinin kullanıldığı parkurlarda, sarıçam ormanının eşliğinde 256 kilometrede 21 değişik güzergâh üzerinden trekking yapılıyor.
Aşıklar diyarı
Her doğu kenti
gibi Kars'ta da kahvehane kültürü oldukça önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle
Kars insanının soluduğu soğuk havada içinizi ısıtmak isterseniz bir kahvehaneye
uğrayıp yöre insanıyla tanışmanızı öneririz. Öte yandan Orhan Pamuk'un "Kar"
isimli romanını okuyup "Şair Ka"nın kentteki izini sürmek isterseniz de
kahvehaneler sizin yol üstü duraklarınız olabilir. Kars'ta Kar romanına özel
turların yapıldığını da sırası gelmişken söyleyelim.
Kars'ı özel kılan bir diğer yöresel doku ise kentin bir aşıklar diyarı olması. Kars'ta âşıklar için oluşturulan "Aşıklar Otağı" ile yüz yıllardır süren aşıklık geleneğinin korunması sağlanıyor. Otağı ziyaret ederek, âşıkların tatlı tatlı atışmasını izlemek belki de Kars gezinizin en unutulmaz anısı olacaktır. Kars'taysanız eğer gezilecek ve görülecekler kadar yenilecekler de önemli. Örneğin Kars'ın önemli kadın girişimcilerinden biri olan Nuran Özyılmaz'ın sahibi olduğu Kars Kaz Evi'nde kaz eti yemeden dönmemelisiniz. Zira kaz eti Kars sofralarının en makbul yiyeceği ve Kars köylüsünün de en önemli geçim kaynaklarından biri. İnanış o ya, Kars köylüsü kazlarını kesmek için mutlaka ilk karın düşmesini bekliyor, çünkü kaz etinin ancak karla birlikte lezzetlendiğini düşünüyor.
Kars'ta kaz eti yemek dışında kentin hemen her noktasındaki peynir dükkânlarından gravyer, kaşar ve çeçil peyniri satın almak da yapılmadan dönülmemesi gerekenler listemizde.
Kars'ı özel kılan bir diğer yöresel doku ise kentin bir aşıklar diyarı olması. Kars'ta âşıklar için oluşturulan "Aşıklar Otağı" ile yüz yıllardır süren aşıklık geleneğinin korunması sağlanıyor. Otağı ziyaret ederek, âşıkların tatlı tatlı atışmasını izlemek belki de Kars gezinizin en unutulmaz anısı olacaktır. Kars'taysanız eğer gezilecek ve görülecekler kadar yenilecekler de önemli. Örneğin Kars'ın önemli kadın girişimcilerinden biri olan Nuran Özyılmaz'ın sahibi olduğu Kars Kaz Evi'nde kaz eti yemeden dönmemelisiniz. Zira kaz eti Kars sofralarının en makbul yiyeceği ve Kars köylüsünün de en önemli geçim kaynaklarından biri. İnanış o ya, Kars köylüsü kazlarını kesmek için mutlaka ilk karın düşmesini bekliyor, çünkü kaz etinin ancak karla birlikte lezzetlendiğini düşünüyor.
Kars'ta kaz eti yemek dışında kentin hemen her noktasındaki peynir dükkânlarından gravyer, kaşar ve çeçil peyniri satın almak da yapılmadan dönülmemesi gerekenler listemizde.
Malakanlar ve peynir
Rus işgali
yıllarında Ruslar tarafından Kars'a yerleştirilen etnik gruplardan biri olan
Malakanlar, kentte bulundukları dönemde yöre halkına değirmencilik, peynircilik
ve tarımsal alanda önemli yenilikler getirerek Kars'ın bugün bir peynir cenneti
olmasına ön ayak olmuşlar.
Malakanlar'ın kentte yaşadıkları süre boyunca köylerinin yaylası olarak kullandıkları Boğatepe Köyü ise bugün peynir denildiğinde Kars'ta ilk akla gelen bölge. Köyde İsviçreli bir iş adamının peynir imalathanesi olarak yaptırdığı bir bina bugün Zavot Eko Müzesi olarak hizmet veriyor. Müzede, köyün peynircilik geçmişi ve geleneksel üretim süreçleri, görsel malzeme ve objelerle anlatılıyor. Boğatepe Köyü, yöreyi kalkındırması için oluşturulan ve pek çok ilke imza atan bir derneğe de sahip.
Bölge kadınlarının da etkin olduğu Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, peynir ve ekmek yapım atölyeleri, yerel ürünlerle beslenme, bu yıl 20-28 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan yoga ve doğa yürüyüşlerinin yer aldığı detoks kampı, bölgedeki bitkilerin sofraya taşınması için bitkilerin sınıflandırılması gibi yöreyi kalkındıracak çalışmalar yapıyor.
Malakanlar'ın kentte yaşadıkları süre boyunca köylerinin yaylası olarak kullandıkları Boğatepe Köyü ise bugün peynir denildiğinde Kars'ta ilk akla gelen bölge. Köyde İsviçreli bir iş adamının peynir imalathanesi olarak yaptırdığı bir bina bugün Zavot Eko Müzesi olarak hizmet veriyor. Müzede, köyün peynircilik geçmişi ve geleneksel üretim süreçleri, görsel malzeme ve objelerle anlatılıyor. Boğatepe Köyü, yöreyi kalkındırması için oluşturulan ve pek çok ilke imza atan bir derneğe de sahip.
Bölge kadınlarının da etkin olduğu Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, peynir ve ekmek yapım atölyeleri, yerel ürünlerle beslenme, bu yıl 20-28 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan yoga ve doğa yürüyüşlerinin yer aldığı detoks kampı, bölgedeki bitkilerin sofraya taşınması için bitkilerin sınıflandırılması gibi yöreyi kalkındıracak çalışmalar yapıyor.
Kars'a gitmişken mutlaka…
Kars'a gidip
Çıldır Gölü'nün soğuğunu içinize çekmemek, Ağrı Dağı'nın eteğinde soluklanmamak,
Doğu Beyazıt'a gidip İshakpaşa Sarayı'nın görkemine kapılmamak olmaz. Bu nedenle
Kars'taysanız, yolunuzu Ardahan, Iğdır ve Ağrı'ya da mutlaka
düşürmelisiniz.
Alternatif rotalar
Derin vadileri ve
sarıçam ormanlarıyla yürüyüş rotaları alanında da zengin bir seçenek sunan Kars,
doğa tutkunlarını mutlu edecek parkurlara sahip. Kentte Susuz Vadisi ve
Sarıkamış olmak üzere iki ayrı yürüyüş rotasını izleyerek klasik bir turist
olmanın dışına çıkmak mümkün. Ayrıca bisiklet rotaları, tematik tarih turları
(Ani, Kar, Kaleler, Kiliseler, Tabyalar ve Şehitlikler rotaları), geçmişe
yolculuk, doğaya yolculuk, kuş ve botanik gözlem turları, Boğatepe Ekoturizm
Köyü ve Malakan rotası da Kars deneyiminizi zenginleştirecek alternatifler
arasında.
Kars Yürüyüş Rotaları'nın en güzel parkurları ise Komdere-Karakurt, Keklik Vadisi, Hamamlı-Şehitemin Yaylası, Sarıkamış-Katerina'nın Av Köşkü, Doyumlu-Susuz Vadisi, Keçili-Susuz Şelalesi, Çamkaya-İnkaya ve Bayraktepe-Oteller.
Kars Yürüyüş Rotaları'nın en güzel parkurları ise Komdere-Karakurt, Keklik Vadisi, Hamamlı-Şehitemin Yaylası, Sarıkamış-Katerina'nın Av Köşkü, Doyumlu-Susuz Vadisi, Keçili-Susuz Şelalesi, Çamkaya-İnkaya ve Bayraktepe-Oteller.
Kaynak : 22.01.2013
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















