Anadolu’dan Beş Güzel Yayla
Göçebe bir toplumdan gelen Türkler
için yaylacılık, kültürel ve ekonomik getirileri nedeniyle yüzyıllardır
yaşayan köklü bir gelenekti.
Şimdi biraz yön değiştirdi ve yaylalar her
yıl binlerce kişinin tercih ettiği bir tatil alanına dönüştü. Yoran,
sıkıntı veren her şeyden uzaklaşmak isteyenler tabiatın renklerine,
sakinleştirici atmosferine bırakıyor kendini.
Anadolu’nun her yaylası güzeldir ama biz sizler için en rahat ve
ulaşılması en kolay olan beşini anlatacağız. Bu yaz gidin ve yaşama
sevincinizi besleyecek bu kaynaklarda birkaç gün geçirin. İnanın yeni
tecrübelerle ve unutulmayacak anılarla döneceksiniz.
Sahara Yaylası, Artvin-Şavşat
Artvin-Ardahan karayolu kenarında bir düzlüğe yayılan Sahara Yaylası,
otantik dokusu bozulmamış yaylalarımızdan biridir. Doğaya uyumlu ahşap
evleri, zorlu kış koşullarına dayanıklı çinko kaplı damları ile dikkat
çeker. Yalnızçam Sıradağları’nın 2 bin 850 metre yükseklikteki Sahara
Dağı eteklerindeki yayla, yoğun ladin, sarıçam ve köknar orman
örtüsüyle kuşatılmıştır.
Alternatif turizm meraklılarına değişik seçenekler sunan yayladaki
eski patikalarda doğa yürüyüşleri yapabilir, masalarla donatılmış
mesire alanında soluklanabilir, doğanın dinginliğinde çadırınızı
kurabilirsiniz. Buraya gelince ülkemizin en güzel doğal göllerinden
biri olan Şavşat Karagöl’ü de görebileceksiniz.
Pokut Yaylası, Rize-Çamlıhemşin
Seyahat acentalarının tur programlarında yer alan Pokut, Rize’nin en
önemli turizm destinasyonlarından biri. Çamlıhemşin ilçe merkezine 18
km mesafede. 2 bin 32 metre yüksekliğindeki bu yaylada aile işletmesi
dört pansiyon bulunuyor. Yörenin özgün mimarisinden örnekler sunan
yayladan açık havalarda Karadeniz’i ve Kaçkar Dağları’nın karlı
doruklarını seyredebilirsiniz. Fotoğraf tutkunlarına özellikle sabah gün
doğumu manzarasını kaçırmamalarını öneririz.
Pokut’tan başlayıp Maçkun Boğazı, Yedikardeşler, Tahtalar Sırtı ve
Tanovit Çayırı üzerinden iki saatlik bir yürüyüş güzergâhıyla Hazindak
Yaylası’na ulaşabilirsiniz. Birkaç yıl öncesine kadar patika olan
güzergâh günümüzde toprak yola dönüştürülmüş.
Yıllardır yaylacılar önce Pokut, havalar ısınınca Hazindak ve daha
sonra Samistal yaylasına çıkıyorlar kademe kademe. Ağustos sonuna doğru
mevsim değişip havalar serinledikçe aynı güzergâhtan geri dönüyorlar.
Yüzyıllardır kullanılan Maçkun Boğazı, Yedikardeşler, Tahtalar sırtı,
Tanovit çayırı, Hazindak yaylası eski göç yolunu yürüyebilirsiniz.
Haldizen (Demirkapı) Yaylası, Trabzon-Çaykara
Uzungöl’e 14 km mesafedeki Haldizen (Demirkapı) Yaylası, doğanın
insana armağan ettiği, insanınsa hoyrat davranmasına rağmen henüz
tüketemediği güzelliklerinden biri. En yüksek zirveleri Demirkapı
(3376) ve Karakaya (3193) olan Karataş-Soğanlı dağlarının
yamaçlarındaki yaylaya Karadeniz’in büyüleyici renkleri, derelerin
şırıltısı ve derin bir vadinin unutulmaz manzaraları eşliğinde asfalt
bir yoldan ulaşılıyor. Üç mahalleden oluşan Haldizen Yaylası, doğal
güzellikleriyle fotoğraf tutkunlarının gözbebeği aynı zamanda.
Bir konaklama tesisinin bulunduğu Haldizen Yaylası’ndan Rize
tarafındaki Anzer Yaylası’na veya Bayburt iline geçebilirsiniz. Bayburt
yolu kenarında ve Karataş Dağı koyaklarında Balık, Aygır, Sarı,
Pirömer, Karagöl, Küçük ve Çifte (İkiz) Göller olmak üzere birbirinden
güzel yedi buzul gölü görebilir, keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
Çukuralan Yaylası, Ordu-Mesudiye Ordu yaylaları içerisinde Mesudiye
ilçe sınırlarındaki yaylalara, özel bir sayfa ayırmak gerekir ama biz
Eriçok tepesinin gölgelendirdiği Çukuralan Yaylası ile yetinelim. Burası
kendine has doğası ve oksijen deposu havasıyla huzur arayanların
adresi.
Çevresini kuşatan yemyeşil ormanlar ve şirin göletiyle Alpleri
anımsatan bu yayla, Ordu yürüyüş rotaları projesinin merkezinde yer
alıyor. Gölet kenarında kamp yapabilirsiniz veya ahşap evlerden birinde
konaklayarak yürüyüş patikalarında çevreyi keşfedebilirsiniz. Yaylanın
hemen üzerindeki Eriçok Zirvesi’nden, hafızalarınıza kazınacak bir
manzara göreceğinizi belirtelim.
Abant Yaylaları, Bolu-Mudurnu
Sayıları yaklaşık 400’e ulaşan yaylalarıyla Bolu, Doğu Karadeniz’i
aratmayacak coğrafi çeşitliliğe sahiptir. Abant Gölü Tabiat Parkı
çevresindeki Örencik, Pelitözü, Çetmi, Bulanık, Samat gibi yaylalardaki
ahşap evler, geleneksel yayla anlayışını günümüze taşıyor.
Abant Gölü’nün kuzeydoğu ve güneybatı tarafındaki yaylalar ilk
bakışta geçmiş zamana ait bir tablodan çıkıp gelmişçesine gerçeküstü
bir mekân algısına sebep olurlar. Hiç çivi kullanılmadan tahtaların
birbirine geçme tekniğiyle inşa edilen ahşap evler, orman dokusu
ortasındaki geniş düzlüklere kuruludur.
Etrafı tamamen çam, kayın, köknar ve meşe ağaçları ile kaplı olan bu
yeşil düzlükler ilkbaharla birlikte doğal çiçek bahçesine dönüşür.
Endemik bitki türlerinin boy gösterdiği bölgede isteyenler yürüyüşe
çıkar, isteyen yamaç paraşütü ve binicilik gibi doğa sporları
aktivitelerine katılır.
Çevresinde dört mevsim her bütçeye hitap eden konaklama tesisleri
sıralanan Abant Gölü Bolu il merkezine 30, Mudurnu ilçesine ise 18 km
mesafede yer alıyor.