13 Kasım 2012 Salı

En Güzel 10 Sonbahar Manzarası

Sonbahar manzarası deyince akla Yedigöller, Küre Dağları, Belgrad Ormanları gelir. Oysa güz aylarında Türkiye’nin dört bir yanında fotoğrafçıların başını döndürecek pek çok vadi, göl, orman var. Size Artvin’den Mersin’e, Bartın’dan Erzurum’a en güzel sonbahar manzaralarına tanık olacağınız 10 farklı rota öneriyorum.
 
YENİCE ORMANLARI / KARABÜK
Yaşayan ağaç müzesi

Bir sonbahar gününü hayal edin. Sabahın erken saatleri. Hafifçe yağmur çiseliyor. Pastel renklerle bezenmiş ormanda, muhteşem renk cümbüşü arasında büyülenmiş vaziyette yürüyorsunuz. Aşağılardaki vadiler yoğun siste bir görünüp bir kayboluyor. Gözalabildiğine orman. Sarıdan kırmızıya tüm renkler. Yoldaki rengârenk yapraklara basmaya kıyamıyorsunuz...

Yapraklardaki renkler zamanın habercisi. Değişimi havanın sıcaklığı ve renk pigmentleri belirliyor. Soğukta klorofil üretimi azalıyor, o güzelim sarıya neden olan karotin, parıltılı turuncuyu veren ksantofil, kırmızıya dönüştüren anthocyanin hakim hale geliyor. Mükemmel renkler için iklim geçişleri yumuşacık olmalı. Ani dönüşüm renklerin ahengini bozuyor. Yenice Ormanları renk değişimini gözlemek için ideal mekan. Karabük’e 35 kilometre uzaklıktaki ormanlar Yenice Nehri’nin güneyinde. Özelliği ancak tropikal ormanlarda görülecek ağaç türü zenginliğine sahip olması. Tam bir ağaç müzesi: Doğu kayını, uludağ göknarı, sarıçam, karaçam, dağ karaağacı, Türk fındığı, çınar yapraklı akçaağaç, ıstranca meşesi, Kafkas ıhlamuru, ceviz, sapsız meşe dahil 30 tür ağaç. Bazı bölgeleri Tabiatı Koruma Alanı. Gökpınar bölgesindeki 4 hektarlık alan, 40 çeşit ağaç türü ve çok sayıda hayvanıyla “Arberatum” olarak tescil edilmiş. Ağaçlar gibi geyikler, karacalar, vaşaklar ve yaban kedileri de bulundukları yerden memnun. Bir hafta sonunuzu Yenice’de geçirdiğinizde bu güzelliği sözcüklerle tarif etmenin zorluğunu göreceksiniz, pastel renklerin bu kadar çok tonunun nasıl bir arada olabileceğini düşünüp duracaksınız.
 
Kaynak : 5 Kasım 2012, Hürriyet Gazetesi Seyahat Eki

30 Ekim 2012 Salı

Kars ve Ardahan rehber kitapları yayımlandı

 
Kars ve Ardahan rehber kitapları yayımlandı.

Kars      kitabını edinmek için info@sarikamistrekking.com adresine,
Ardahan kitabını edinmek için info@ardahantrekking.com   adresine e-posta atabilirsiniz.


21 Temmuz 2012 Cumartesi

Gastronomi Yolu, Skylife Temmuz 2012 sayısında

Hititlerin Yurdunda Lezzet Yürüyüşü

Çorum Merkezli Kızılırmak Havzası Gastronomi Ve Yürüyüş Yolu, Toplam 190 Kilometreye Ulaşan 25 İşaretli Parkurda Doğal Ve Tarihi Zenginlikleri, Köklü Sofra Gelenekleriyle Buluşturuyor.

Kara yoluyla Ankara’ya 2,5, Merzifon Havalimanı’na bir saat uzaklıktaki Çorum, adım adım Anadolu’nun eko-turizm merkezine dönüşüyor. Geçtiğimiz yıl açılan 385 kilometrelik Hitit Yolu’na bu sene bir de kardeş geldi: Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu. Bisiklet ve cip parkurlarıyla birlikte 305 kilometreye ulaşan yol, Türkiye’deki benzerleri gibi kırmızı - beyaz çizgilerle ve sarı tabelalarla işaretlenmiş. Eski ticaret ve göç yollarını buluşturan yolun ayrıcalıklarından biri de çiğdem aşı, pastırmalı madımak, yumurtalı sirken, mercimekli yırtma, ısırgan otlu muska böreği, kuzugöbeği mantarı, kara çuval helvası gibi yöresel lezzetleri deneme fırsatı sunması. Biz de uzun ve dolu dolu bir hafta sonu için Çorum’a doğru yola çıkıyoruz.

KUNDUZ ORMANLARI’NDA
Uçsuz bucaksız pirinç tarlaları, Kunduz Ormanları’nın göz kamaştıran güzelliği ve Kızılırmak’ın ufka doğru kaybolup giden büyülü kıvrımları… Yörenin gözde lezzetlerini barındıran Osmancık’a muhteşem doğa manzaraları eşliğinde ulaşılıyor. Tarihi Kandiber Kalesi ve Koyunbaba Köprüsü’yle bizi karşılayan ilçe, nehir kıyısında kahvaltı keyfi için ideal. Baklalı börülce dolması, ıspanaklı tepsi böreği, köy peynirleri ve pirinç helvasıyla şenlenen sofradan enerji dolu kalkmamak zor. Kahvaltıdan sonra muhteşem bir doğa yürüyüşüne ne dersiniz? Oksijen yüklü havasıyla ünlü Tepelice Köyü, rotamızın başlangıç noktası. Dokuz kilometrelik parkurda levhaları izleyerek Başköy yönüne giden orman yoluna sapıyoruz. Dört yolun kesiştiği kavşak geride kaldığında eski bir değirmene varılıyor. Kolaylı deresini aştıktan sonra patikaya dönüşen yol, nefis bir vadiye ulaşıyor. Sık ağaçlarla çevrili bir alanda, dere yatağı solumuzda kalacak şekilde yamaç boyu ilerliyoruz. Giderek derinleşen vadi tabanı, küçük şelaleler eşliğinde unutulmaz görüntüler sunuyor. Vadi bitiminde önce tarlalarla, peşinden Hacıveli Köyü ile tanışıyoruz. Üstü kapalı köprüdeki banklar keyifli bir mola yeri. Geçmişte civar köylerin Kargı Pazarı’na ulaşmak için kullandığı yolun devamı çiftliklerle dolu. Konaklama ve yemek hizmeti sunan bazı mekânlarda iç pilavlı sırık kebabı, manda yoğurdu ve alabalık deneyebilirsiniz. Buradan itibaren bin 646 metre rakımlı Kargı Yaylası’na uzanmak tercihinize kalmış. Bölgedeki parkurlarda imece usulüyle yapılan keşkek ve ekmek pişirme geleneğine rastlayabilirsiniz. Yufka ekmeğinin yanı sıra, dağ otlarıyla tatlandırılan bazlamalar gerçekten çok lezzetli.

MANZARALI PATİKALAR
Ertesi sabah, İskilip yakınlarında ferah bir yürüyüş için hazırız. Yalakyayla ile Akpınar Köyü arasındaki 11 kilometrelik parkurumuz eski bir göç yolunu takip ediyor. Yaylada bulunan tek evin hemen arkasındaki orman yolunda yürüyüşe başlıyoruz. Çam ağaçlarının koyu gölgesiyle başlayan yol, bir süre sonra patikaya dönüşüyor. Hemen aşağımızdaki vadiye hâkim yamaçlardan geçen parkur, yavaş yavaş irtifa kaybederek tarlaların bulunduğu Kamberin Pınarı mevkiine varıyor. Sonra meyve ağaçlarının arasından geçerek Ahlatçık Köyü yolundaki Selbasan Deresi’ne ulaşıyoruz. Köy çeşmesinde kısa bir molanın ardından Elmalı Vadisi’ne bakan yamaçlardayız. Katır yolunun ucundaki Akpınar Köyü’nde buz gibi köy ayranı tüm yorgunluğumuzu alıyor. Öğle yemeğinde elbette İskilip dolması var. Yapımı ve servisi başlı başına bir ritüel olan bu yöresel yemeğin Osmanlı ordusundan miras kaldığı söyleniyor. Aynı kazanda et ve pilavı birbirine karıştırmadan pişirilen bu yiyecek, çuvallara doldurulduğu için dolma adıyla anılıyor. Pişirme süresi 12 saate kadar uzayabilen İskilip dolmasının en iyi eşlikçileri ise sirkeli cacık ve ekşili bamya çorbası. Yemekten sonra Çorum’un tarihi ilçesi İskilip’i geziyoruz. Taş ve ahşabın muhteşem uyumunu yansıtan evleri, kaya mezarları, kalesi ve el sanatları çarşısıyla göz dolduran ilçenin çileği de meşhur. Hoş kokulu ve yoğun aromalı İskilip çileği, söylenenlere bakılırsa eylül ayına kadar yetişiyor. İlçenin bize son sürprizi ise Çatalkara Kültür Sanat Evi’nde sergilenen Bedri Rahmi Eyüboğlu resimleri. Bir dönem İskilip’te yaşayan ünlü ressamın sözleriyle yöreye veda ediyoruz: “Sevmek bu dünyayı çerden çöpten, sevmek bir zerresini ziyan etmeden…”

KAÇIRMAYIN
15 Ekim - 7 Kasım arasında Kargı ve Osmancık ormanlarında renklerin dansını fotoğraflayın.

Kösedağ’ın eteklerinde yürüyüş yapıp doğal teraslarda manzaranın tadını çıkarın.

Örencik, Gökçedoğan ve Gölbel göllerinin kıyısında kamp kurun.

Kargı ve İskilip yaylalarında hiç çivi kullanılmadan yapılan ahşap evleri ziyaret edin.

BİR KİTAP BİR WEB SİTESİ
Gezgin - fotoğrafçı - yazar Ersin Demirel, Çorum Valiliği’nin desteğiyle Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu adlı bir kitap hazırladı. Kitapta işaretli parkurlar, GPS koordinatları, haritalar ve yöreyle ilgili detaylı bilgiler yer alıyor. Çorum’daki turistik mekânlardan temin edilebilen kitap, internetten ücretsiz olarak da okunabiliyor. 


www.gastronomiyolu.com

22 Mayıs 2012 Salı

Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu İlk Konuklarını Ağırladı

Valiliğimiz himayesinde hayata geçirilen "Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu" projesi il dışından gazeteci, yazar, gurme, acente sahipleri ve ilimizin turizm ile ilgilenen sektör temsilcilerinin de aralarında bulunduğu gezi kafilesini ağırladı.

Gezi kafilesi iki gün boyunca, Kızılırmak havzası boyunca uzanan Osmancık-Kargı güzergâhı ve İskilip-Oğuzlar güzergâhının, tarihsel ve kültürel değerleri ile beraber doğal güzellikleri yanında; gezginlerimiz parkurlar boyunca, kendine özgün yemek kültürü ile farklı damak lezzetleri sunan Çorum’un bir lezzet durağı olduğunu tanıma fırsatı buldular.

Gezi kafilesi;
Osmancık-Kargı güzergâhı boyunca; İlk olarak Kızılırmak kenarında yapılan yöresel kahvaltının ardında; Koyunbaba Köprüsü, Kandiber Kalesi ve Tepelice - Hacıveli parkurunda yürüyüş için Kargı yaylalarına doğru hareket ederken; yürüyüşe katılmayanlar için, Hacıhamza’da Kargı bezi dokuma atölyesi ve Kargı yöresel ürünlerin satışının yapıldığı yöre evine gezi düzenlendi.

İskilip-Oğuzlar güzergâhı boyunca ise; Yalakyayla - Akpınar parkurunda rehberli yürüyüşün ardında; Çatalkara Kültür ve Sanatevi, Bedri Rahmi Eyüboğlu Sürekli Sergi Salonu, Yazmalı Konak, İskilip Kaya Mezarları, Halk Eğitim Merkezi’nin de içinde bulunduğu kent merkezini gezdiler.

Gezi kafilesine; Seyirtepe'de İskilip Dolması ikramı ve ilçede yapılan uğurlamanın ardından Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu etkinlikleri sona erdi.

İlimizden ayrılırken duygularını ifade eden gezi kafilesi; ülkemiz adına alternatif güzel bir turizm alanı kazandırıldığını belirterek; Çorum halkı tarafından sıcak karşılandıklarını, Gastronomi ve Yürüyüş Yolu ile Güzelleme yemeklerini çok beğendiklerini, diğer parkurları da gezmek için tekrar gelmek istediklerini belirterek, tavsiye edeceklerini ifade ettiler.

Ayrıca gazeteci, yazar ve gurmeler; Gastronomi ve Yürüyüş Yolu ile Güzelleme yemeklerini köşelerine taşıyacaklarını ifade ettiler.

Kaynak : www.corum.gov.tr

15 Mayıs 2012 Salı

Gastronomi Yolu Açılış Etkinlikleri

Çorum Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu 18-20 Mayıs 2012 tarihleri arasında Çorum'da düzenlenecek bir organizasyonla tanıtılacak.

18 Mayıs (Cuma)
19.00 : “Hititlerden günümüze Çorum mutfağı lezzetleri”
Kokteyl ikramı, Gastronomi ve Yürüyüş Yolu slayt sunumu
(Çorum  Müzesi Bahçesi)

19 Mayıs (Cumartesi)
09.00 : Osmancık-Kızılırmak kenarında yöresel kahvaltı
10.00 : Osmancık Koyunbaba Köprüsü ve Kandiber Kalesi gezisi
11.30 : Tepelice-Hacıveliler yürüyüşü
13.30 : Öğle yemeği (yöresel yemekler ve Kargı sırık kebabı)
15.30 : Şelale gezisi
20.00 : Akşam yemeği (Çorum Beşlisi ikramı) Otel Anitta

20 Mayıs (Pazar)
10.15 : Yalakyayla-Akpınar yürüyüşü
12.45 : İskilip Seyir Terası’nda öğle yemeği (İskilip Dolması)
14.00 : İskilip gezisi (Kale, kaya mezarları, tarihi arasta, eski evler)

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Hititlerin yurdunda 6 manzaralı patika / 6 unutulmaz lezzet

Hititlerin yurdunda 6 manzaralı patika / 6 unutulmaz lezzet
11 Mayıs 2012

Çorum, Hitit başkenti Hattuşa ile 1986’da UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmişti. Kent valiliği uzun yıllar sonra kültür turizminde önemli bir hamle başlattı. Geçen yıl Hitit yerleşimlerinin çevresindeki eski yolları işaretlendi, toplamı 380 kilometreyi bulan 17 yürüyüş parkuru, 400 kilometrelik bisiklet parkuru oluşturuldu. Atılım bu yıl da gastronomi ve yürüyüş turizmine açılan Kızılırmak havzasıyla sürüyor. Çorum Gastronomi ve Yürüyüş Yolu için 25 güzergahta toplam 190 kilometrelik yürüyüş yolu işaretlendi. Ayrıca 606 kilometrelik bisiklet parkuru oluşturuldu, 1186 kilometrelik cip safari güzergahı, lezzet durakları belirlendi. 702 kilometrelik manzaralı araç yolu haritası hazırlandı. Ersin Demirel’in hazırladığı parkurların haritaları kitap ve web sitesine dönüştürüldü. Çorum şimdi bu zenginliğini 18 Mayıs’ta başlayacak üç günlük festivalle duyurmaya hazırlanıyor.

1) GÖKÇEDOĞAN BARAJI-KIZILOLUK
Göl manzaralı rotanın armağanı sırık kebabı

Kargı ilçesindeki Kızıloluk, Çorum’un en güzel mesire alanlarından biri. Buradaki 5 kilometrelik yürüyüş güzergahı yaklaşık 1600 metre irtifadaki ormanların içinden geçip, Saraycık Dağı’nın eteklerindeki Gökçedoğan Göleti’ne ulaşıyor. Yürüyüş güzergahı orman içindeki dinlenme tesislerinden başlıyor. Geniş bir çayırlığı, çeşmeleri geçiyor. Ağaçlık alanı takip edip toprak yoldan Deresökü Yaylası’na bağlanıyor. Ardından patikaya girip, ormanın içinde zümrüt gibi parlayan Gökçedoğan Göleti’ne varıyor. Bu rotanın sürprizi sırık kebabı. Orman alanındaki görevli Kenan Yılmaz’a önceden haber verdiğinizde, sizin için sırık kebabı hazırlıyor. Yılmaz’a bu bölgede yerel rehberlik yapan Mustafa Yalçın kanalıyla ulaşabilirsiniz. (0533 446 14 75)

2) KARAAĞAÇ - ÇUKURALIÇ
Çorum’a çatıdan bakmak
Çukuralıç Köyü, il merkezinin kuzey batısında, Kastamonu-Sinop sınırına komşu Kargı ilçesinde. Çevresindeki ovalar ortalama 1600-1700 metre irtifada. Çorum’un en yüksek noktası, 2050 metrelik Köse Dağı da bu bölgede. Orman manzaraları, uçsuz bucaksız boşluklarla dolu yürüyüş güzergahı köyle Karaağaç Yaylası arasında ve 15 kilometre. Geleneksel ahşap evleriyle dikkat çeken Karaaağaç Yaylası’na İskilip, Karaağaç’a Osmancık üstünden karayoluyla ulaşılabiliyor. Ersin Demirel yürüyüşe yayladan başlamanızı öneriyor. Kırmızı-beyaz işaretlerle yürüyüşçüleri yönlendiren patika aşağılarda Salet Vadisi’ndeki yolla birleşiyor, insanın içini ferahlatan bir orman manzarası eşliğinde Dualısupınar çeşmesine varıyor. Batak Deresi boyunca ilerleyip, 1900 metre civarındaki ağaçsız bölgeye bağlanıyor. Bu bölgede kamp alanı olarak da kullanılan dağ gölleri bulunuyor. Göllerin yanıbaşında 2050 metrelik Köse Dağı yükseliyor. Zirveden berrak bahar günlerinde kilometrelerce ileriyi görmek mümkün. Daha sonra yol Erenler Tepesi’nin altından geçip, önce ağaçlık alana, ardından dereye, nihayet Çukuralıç Köyü’ne varıyor. Bu güzergahta Halkolouğu Pınarı’nı da içeren 16 kilometrelik bir başka işaretli rota daha bulunuyor.

3) KARGI TATİL KÖYÜ-KIZILCAOLUK
Şelalenin en güzel dönemi


Kargı Tatil Köyü, Kargı ilçe merkezine karayoluyla 24 kilometre uzaklıkta. Gölet kıyısındaki bungalovlarda ağırlıyor misafirlerini, restoranında yöre yemekleri sunuyor. 5 kilometrelik yürüyüş rotası Kirazbaşı Çayı ile Başköy arasında daire çiziyor. Tesisin yanındaki patikadan kırmızı-beyaz işaretleri izleyen yürüyüşçüler ahşap evlerinin güzelliğiyle dikkat çeken Kışla mahallesine, ardından Kızılcaoluk Şelalesi’ne ulaşıyor. Baharda yüksek dağların kar suyuyla canlanan şelale, çevresindeki kayalıklar fotoğraflanmaya değer. Şelaleye yaklaşık 500 metre uzaklıkta, Taşköprü yolu yönünde, antik çağdan kalma bir Paplagonya mezarı bulunuyor. Kızılcaoğluk’un ardından rota tepelerin sırtlarını izleyerek vadi manzaralı Başköy yoluna çıkıyor. Yokuş aşağıya inip, Kirazbaşı Çayırı’ndan sonra tatil köyüne ulaşıyor. Kargı Tatil Köyü çevresinde işaretlenmiş üç patika daha bulunuyor: Geçmişte Başköy ve Hacıveli halkının Kargı pazarına ulaşmak kullandığı rotadaki Kargı Tatil Köyü - İkitaş güzergahı ve Tepelice-Hacıveli güzergahının ikisi de dokuz kilometre. Daha uzun yürüyüş için İkitaş - Çobanlar yönünde 37 kilometreyi bulan bir parkur daha bulunuyor.

4) YUKARI ZEYTİN - GÖLBEL
Kunduz ormanlarından mavi göle 5 kilometre
Osmancık İlçesi’nin kuşuçumu 20 kilometre kuzeyindeki Oklut Tepe, boyları 25 metreyi bulan çam, kayın, meşe ağaçlarıyla kaplı. Yaklaşık 1400 metre irtifadaki ormanların üstünde bölgenin en güzel manzara noktası, orman yangın gözetleme kulesi bulunuyor. Yukarı Zeytin Yangın Gözetleme Kulesi’ne orman yolundan araçla ulaşmak mümkün. Ersin Demirel, patikaya bu noktadan başlanılmasını öneriyor. Yörede “Kunduz Ormanları” olarak bilinen bölgeden aşağıya inen beyaz-kırmızı işaretli patika Karalargüney Köyü’nün toprak yoluna bağlanıyor. Ardından orman içindeki patikaları izleyerek Gölbel Gölü’ne ulaşıyor. Bu rotada yürürken Karalargüney’de mola verirseniz, misafirperver köylüler size meşhur taze fasulye kavurmalarından, turşularından ikram edecektir.

5) KARAKAYA-ALACAHÖYÜK
Bülbüllerin eşliğinde
Hitit Yolu’ndaki en kolay yürüyüş parkurlarından biri. Sungurlu ilçesindeki dokuz kilometrelik güzergah mayısta sarı çiçeklerle süslenen yemyeşil tarlalardan, baharda bile kristal berraklığında akan küçük derelerin kıyısından, dalları suya kadar inen söğüt ağaçlarının altından geçiyor. Yürüyüşünüze başta bülbül olmak üzere ötücü kuşların şarkıları eşlik ediyor. Ortalama bin metre irtifadaki güzergah boyunca sert inişler, çıkışlar yok. Güzergah, Çorum merkezine karayoluyla 45 kilometre uzaklıktaki Karakaya köyünden başlıyor. Kavak ve söğütlerin sıralandığı yol bir süre sonra tarlaların arasına giriyor, patikaya dönüşüyor. Alacahöyük’ten gelen derenin sağ kıyısından kırmızı-beyaz işaretleri, tabelaları izleyip yaklaşık iki saat sonra Alacahöyük ören yerinin kapısına varıyorsunuz.

6) İBİKÇAM-HATTUŞA
Hititlerin ayakizinden başkente
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Hititlerin geç tunç çağı başkenti Hattuşa, sırtını bir tepeye vermiş, geniş bir ovaya tepeden bakıyor. Savaşlar, sert iklim koşulları, tarihi eser yağmacılarının saldırılarına karşın 3500 yıl öncesinin yapılarından birçok iz kalmış günümüze. Tapınağın taş zemini, Hititlerin kutsal kabul ettiği taş, gizli geçitle dışarı açılan taş surlar, kapılardaki kabartma heykeller... Bu heyecan verici kenti, güzel bir dağ yürüyüşünden sonra keşfedebilirsiniz. Ersin Demirel, dokuz kilometrelik İbrikçam-Boğazkale-Hattuşa hattının fotoğrafçıları memnun edecek manzaralarla dolu olduğunu söylüyor. Yürüyüş Boğazkale ilçesine dokuz kilometre uzaklıktaki dağköyü İbrikçam’dan başlıyor. 1378 metre irtifadaki köyden başlayan rota boyunca yokuş aşağı yürünüyor. Dere yatağının yanından yürünerek ulaşılan Yazır Köyü, 1160 metreye kurulmuş. Meşe korulukları, meyve bahçeleri arasından ilerleyen güzergah Boğazkale girişindeki toprak yol üzerinden Hattuşa ören yerine varıyor.

İSKİLİP DOLMASI
Yapımı ve servisi başlıbaşına ritüel
İskilip’in son 10 yılda şöhreti ABD’ye kadar ulaşan özgün yemeği ca dolması olarak da isimlendiriliyor. Çoğunlukla düğün, nişan ve kutlamalarda ziyafet yemeği olarak pişiriliyor. Yörenin pirinci ile leziz etlerini karmaşık bir teknikle, fakat en sağlıklı yoldan bir araya getiren bu yemeğin Osmanlı ordusundan miras kaldığı düşünülüyor. Kimi uzmanlar, aynı kazanda et ve pilavı birbirine karıştırmadan pişirmek üzerine kurulu özel tekniğin Osmanlı’nın seferleri sırasında aşçılar tarafından geliştirildiğini söylüyor. Önce pirinç sıcak tuzlu suyla yıkanıp, durulanıyor. Tereyağında soğan kavruluyor. Sonra soğanlar çıkarılıp pirinç tereyağıyla karıştırılıyor. Karabiber katılıp, “ca” adı verilen iki çuvala dolduruluyor, ağzı bağlanıyor. Büyük bir kazanın dibine dana etleri iri parçalar halinde yerleştiriliyor. Kazanın içine sac ayağı, üstüne ters çevrilmiş bir sini konuluyor. Sininin üstüne konacak ikinci çuval parşömen benzeri bir kağıda sarılıyor. Siniyi ters çevirmenin, üstte kalan çuvalı kağıda sarmanın nedeni çuvalları kapakta buharın yoğunlaşmasıyla oluşacak su damlacıklarından korumak. Kazanın ağzı kapatılıp, hamurla sıvanıyor. Kapağın üstüne bir taş yerleştiriliyor. Buharın kontrollu çıkması için hamura küçük bir delik açılıyor. Kazan 12 saat ateş üstünde kalıyor. Aşçılar buhardan gelen kokuya göre, pişme düzeyine karar verip kazanı ateşten indiriyor. Pirinçleri siniye yerleştirip, kazandan aldıkları et suyuyla ıslatıyor, daha sonra etleri didikleyerek pilavın üstüne yerleştirip servis yapıyor. Düğünlerde 12 saatlik pişme sürecininin başında ve sonunda hiç değişmeyen ritüel, aşçıların davet sahibiyle bahşiş pazarlığı. Kepçe saklama dahil pek çok yöntemin kullanıldığı bu oyunu izlemek bile davetliler için başlıbaşına bir eğlence. Aşçılar önce küçük bir porsiyon servis ediyor, tabağını sıyırıp ters çeviren, üstüne bahşiş koyana servis yapmaya devam ediyor. Mönünün diğer vazgeçilmezleri şehriye çorbası, sirkeli cacık ve un helvası. Çorum’da bugün ca dolması konusunda en iddialı tesis İskilip Seyirtepe Sosyal Tesisi. Saat 21.00’e kadar açık. (0364 511 29 99)

SÖBELEK DOLMASI
İtibarlı misafirin yemeği
Dünyadaki ismiyle meşhur morchella, Türkiye’deki yaygın ismiyle kuzu göbeği mantarı Çorum’da söbelek adıyla biliniyor. Kargı ilçesinde, Kızılırmak Vadisi’ne bakan Köse Dağı’nın yükseklerinde, özellikle de Abdullah Yaylası yakınlarındaki çamların altında nisandan haziran başına kadar toplanıyor. Bu değerli mantarı halk sütle kaynatıp ya da soğanla kavurup üstüne yoğurt dökerek yiyor. Fakat Çorum mutfağının spesyalitesi dolması. Köylü önemli konuklarına taze mantardan yaptığı dolmayı ikram ediyor. Önce mantar 10 dakika kaynatılıyor. Tereyağında kavrulmuş soğan, ince kıyılmış domates, biberle doldurup, az suyla kısık ateşte pişiriyor. Tereyağı, mantarın tadını belirginleştirdiği için ortaya unutulmaz bir lezzet çıkıyor. Çoğunlukla evlerde yapılan dolma restoran mönülerine henüz girmedi. İklim koşulları uygun olursa ve yeterli mantar toplanabilirse Gastronomi Festivali boyunca Kargı Tatil Köyü (0364 682 21 80 /

www.kargitatilkoyu.com) ve Sungurlu’daki Mavi Ocak Restoran’da (0364 313 00 33 / www.maviocak.com.tr) tadabilirsiniz.

SIRIK KEBABI
Osmancık’ta soğuk, Kargı’da sıcak servis ediliyor
Çorum’un Kargı ve Osmancık ilçeleri arasındaki ezeli rekabet konularından biri de sırık kebabı. Her iki ilçe de en leziz sırık kebabını pişirme konusunda liderliğini ilan etmiş durumda. Biz hazırlanma yöntemini anlatalım, seçimi siz yapın... Baharda kuzu, sonrasında oğlağın içi kalın bir tuz tabakasıyla sıvanıyor, sırığa geçirilip, yaklaşık 2,5 saat pişiriliyor. Söğüş etler Osmancık pirinciyle hazırlanan, kuzu ciğeri içeren iç pilavıyla servis ediliyor. İki ilçe arasındaki başlıca fark, Osmancık’ta soğuk, Kargı’da sıcak yenmesi... Sırık kebabını Kargı - Osmancık karayolunun Kuruköprü mevkiindeki Irmak Tesisleri’nde (0364 681 56 98) tatmanız öneriliyor.

ÇORUM BEŞLİSİ
Su böreği sekiz katlı baklavası güllü, burmalı
Kentte düğünlerde hazırlanan standart mönüye Çorum Beşlisi adı veriliyor. Yemek düğün çorbası, su böreği, yahni, pilav ve yerel baklavadan oluşuyor. Düğün çorbası süt ve et suyuyla hazırlanıyor, üstüne tereyağda kızartılmış çıtır hamur parçaları ve eritilmiş tereyağ ekleniyor. Yahnide kuzunun bel etleri kullanılıyor. Tereyağında kızartılmış et, tencereye dizilip, yanında bütün soğanla pişiriliyor, üstüne bolca salçalı su ekleniyor. Pilav et suyuyla pişiriliyor. Su böreği genellikle sekiz katlı yapılıyor, kent merkezinde kıymalı, diğer ilçelerde peynirli tercih ediliyor. Baklavanın ise has ve gül burma adlı çeşitleri bulunuyor, ikisinde de ceviz kullanılıyor. Çorum Beşlisi için tavsiye edilen adres, kent merkezindeki Katipler Konağı. Saat 22.00’ye kadar açık. (0364 224 96 51 / www.katiplerkonagi.com)

ÇİĞDEM AŞI
Bahar tabağınızda
Çorum’un dağ köylerinde baharın gelişi çiğdemlerin çiçekleri ve soğanlarıyla yapılan çiğdem aşıyla kutlanır. Genç kızlar kırlara çıkar, hep birlikte çiğdem toplar, daha sonra köyün evlerini dolaşıp bulgur, soğan, kıyma, yağ toplar. Bir bahçede ateş yakıp, kazanda bulgur ve diğer malzeme pişirir. Siniye boşaltılan çorbanın üstüne de çiğdem çiçekleri dizilerek servis yapılır. Bugün köylerde genç nüfus azaldıkça çiğdem aşı ritüeli de unutuluyor. Çiğdem Aşı’nı Gastronomi Festivali boyunca kent merkezindeki İkinci Bahar Restoran’da tadabilirsiniz. Saat 22.30’a kadar açık. (0364 224 85 35)

YAYIN
Buğulaması makbul
Kızılırmak ve göllerden sazan, sudak, tatlısu kefali gibi farklı türlerde balık avlanıyor. Kent merkezi ve İskilip’teki pazarda satılanlar arasında Çorumluların en çok rağbet gösterdiği balık türü yayın. Çorum mutfağının önemli yemeklerinden biri de fırında yayın. Filetosu çıkarılan balık, domates, sarmısak, karabiber, defne yaprağı, limon ve tereyağıyla lezzetlendiriliyor, sonra fırına veriliyor. Diğer seçenek zeytinyağlı, biber salçalı sosta dinlendirip ızgara yapmak, yumurtaya bulayıp yağda kızartmak. Yayını Kargı Tatil Köyü’nde, kent merkezindeki Güleryüz Restoran’da tadabilirsiniz. Saat 24.00’e kadar açık. (0364 226 00 31)

FESTİVAL PROGRAMI
18 Mayıs: Saat 19.00’da Çorum Müzesi’nin bahçesinde Hititlerden Günümüze Çorum Mutfağı Lezzetleri başlıklı sunum yapılacak.
19 Mayıs: Saat 10.00’da kent merkezinden Osmancık ilçesine yapılacak gezide Koyunbaba Köprüsü, Kandiber Kalesi tanıtılacak. Saat 11.30’da Tepelice - Hacıveli parkurunda rehberli yürüyüş düzenlenecek.
20 Mayıs: Saat 10.30’da İskilip ilçesinde Yalakyayla - Akpınar parkurunda rehberli yürüyüş düzenlenecek. Etkinlikler boyunca kent merkezindeki Katipler Konağı, İkinci Bahar Restoran, Annita Hotel, Kargı’daki Kargı Tatil Köyü, İskilip’teki Seyirtepe Tesisleri, Sungurlu’daki Mavi Ocak Restoran mönülerinde yerel lezzetlere ağırlık verecek. (
www.gastronomiyolu.com)

ÜÇ KİTAP, İKİ WEB SİTESİ
Çorum Valiliği’nin girişimiyle Ersin Demirel, “Hitit Yürüyüş Parkurları” ve “Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu” adlı iki kitap hazırladı. Bu kitaplarda işaretli parkurlar, GPS bilgileri, haritalar, yöreyle ilgili bilgiler yer alıyor. Her iki kitabı valilikten 20 TL karşılığı edinmek mümkün. Kitaplar internetten ücretsiz okunabiliyor. (www.gastronomiyolu.com / www.hitityolu.com) Metro yayınları geçen hafta Çorum Mutfağına Güzelleme adlı bir kitap yayımladı. Bu kitapta 14 akademisyen ve yemek kültürü yazarı Çorum çevresindeki gıdaları inceliyor, Hitit kültürüyle bağlarını, özgün zenginliğini ele alıyor. Nilhan Aras’ın editörlüğünü üstlendiği kitapta ayrıca çorbalar, et yemekleri, sebze ve ot yemekleri, fırın yemekleri, dolmalar, hamur işleri, börekler, pilavlar, tatlılar başlıkları altında 110 yöre lezzetinin tarifi aktarılıyor (www.metro-tr.com/public/MetroKulturYayinlari), fiyatı 45 TL.  Çorumlu eğitimci Ethem Erkoç’un da kent tarihi, kültürü konusunda “Nikonya’dan Çorum’a”, “Çorum Evliyaları”, “21’inci Yüzyılda Çorum İli ve İlçeleri” adlı kitapları bulunuyor.

NASIL GİDİLİR?
* Amasya-Merzifon Havaalanı, Çorum’a karayoluyla 60 kilometre mesafede. THY her gün İstanbul’dan tek yön 59 TL’den başlayan fiyatlarla direkt uçuyor.
* Kent karayoluyla İstanbul’a 614, Ankara’ya 244 kilometre uzaklıkta. Hattuşaş, Ulusoy firmaları İstanbul ve Ankara’dan tarifeli otobüs seferi yapıyor.
* Yürüyüş turlarında uzmanlaşan Bukla firması 19 Mayıs’tan itibaren iki günlük “Hitit ve Kızılırmak Gastronomi Yolu” turları başlattı. Otobüsle düzenlenecek turlar 9 Kasım’a kadar sürecek. Çorum’un tarihi yapıları, Hitit kentlerini içeren turun fiyatı 340 TL. (
www.bukla.com)

30 Nisan 2012 Pazartesi

Çorum'da Yerel Rehberlik Eğitimi

21-25 Nisan tarihleri arasında, Hitit Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları ile Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu projelerinin koordinatörü Ersin DEMİREL’in yönlendirdiği kurs teorik ve pratik olarak iki alanda hayata geçirildi.


Kapadokya’da faaliyet gösteren Middle Earth Seyahat Acentesi tarafından, Hacettepe Üniversitesi Dağcılık Kulübü, Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü, Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksek Okulu, Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çorum İl Özel İdaresi ve Çorum Müzesi’nden katılımcıların yanı sıra gönüllülerin de katıldığı 38 kişilik gruba rehberlik eğitimi verildi. İki günü teorik eğitimle devam eden kursta katılımcılara kültür turu, yürüyüş rehberliği operasyonlarının nasıl yürütüleceği konusunda bilgi verildi. Ayrıca Çorum İl Sağlık Müdürlüğü görevlilerince ilk yardım ve hayatta kalma derslerinin de uygulamalı olarak anlatıldığı kurs büyük ilgi gördü.

Rehberlik eğitiminin 4 günü ise pratikte uygulamalı verildi. Hitit Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları ile Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu parkurlarında yürüyen rehber adayları doğa içerisinde konuyla ilgili bilgi ve tecrübeleri yerinde öğrendiler. Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Üniversitesi İktisat Mezunları Doğa Dostları (İKDOS) ülkemizin en önemli doğa ve kültür seyahat acentelerinden Buklamania ve Ankara ADOG grubu 3 otobüs ve 1 minibüs ile ziyaret ettiği Hitit Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları ile Kızılırmak Havzası Gastronomi ve Yürüyüş Yolu, Çorum ilinin önemli turizm destinasyonları olma yolunda ilerliyor. Bu anlamada gelen acente ve turistlerin rehberlik ihtiyacı giderek artmakta. Söz konusu rehberlik eğitimi Çorum'un turizm konusundaki eksikliklerini tamamlarken diğer yandan önemli bir açığı kapatacaktır. Yerel rehberlik kursu, teorik ve pratik eğitimlerin ardından düzenlenen kapanış yemeğinde katılımcılara katılım belgeleri verilmesi ile sona erdi.


1 Mart 2012 Perşembe

Türkiye Kültür Yolları Avrupa'da

Türkiye'deki kültür yollarının tanıtıldığı site (www.cultureroutesinturkey.com),
European Institute of Cultural Routes (Avrupa Kültür Yolları Enstitüsü)
web sitesinde yer aldı.


http://www.culture-routes.lu/php/fo_index.php?lng=en&dest=bd_ac_det&id=00003353

sayfasının sağ tarafında tüm rotaların linkleri bulunuyor.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Gastronomi Yolu BuklaMania'nın programında

BuklaMania Seyahat Acentası, tarih ve gastronomi meraklılarına Hitit ve Gastronomi Yolu'nu    birleştirerek bir tur programı hazırladı.

Detaylar için https://www.bukla.com/gp-tour/hitit-ve-kizilirmak-gastronomi-yolu sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Hafif doğa yürüyüşleri ve gurme turlarıyla ilgileniyorsanız, 
https://www.bukla.com/gp-tour/kizilirmak-gastronomi-trek sayfasını incelemenizi öneririz.

10 Şubat 2012 Cuma

Hitit Yolu Artık Unesco İsim ve Logosunu Taşıyor

Turizm potansiyelini arttırmak ve Çorum’u uluslar arası arenada tanıtmak amacıyla oluşturulan Hitit Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları projesi artık Unesco isim ve logosunu taşıyor. Valiliğimizin projelendirdiği Hitit Yolu çalışması, bilindiği gibi 2 yıl önce hayata geçirilmişti. Çorum’a gelen turistlerin tasarladıklarından daha uzun süre ilimizde kalmasını teşvik eden bu çalışma turist sayısını arttırmayı hedeflerken diğer yandan da köy evlerinde konaklamayı teşvik ederek bölgeye ekonomik katkı sağlıyor.

İki yıldır çeşitli seyahat acentelerinin organize ettiği turların geldiği Hitit Yolu, giderek ulusal ve uluslar arası platformda tanınmaya başladı. Özelde Hitit Yolu, genelde ise Çorum’un tanıtımını üst seviyelere taşımak adına Valiliğimizin geçtiğimiz günlerde Unesco Türkiye Milli Komisyonuna başvurduğu talep, 3 şubat tarihinde kabul edildi. Unesco Türkiye Milli komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz tarafından gönderilen yazıda ‘Unesco isim ve logosunun kullanılmasının yönetim kurulumuz tarafından uygun mütala edilmiştir’ ibaresiyle resmiyet kazanmıştır.

Hitit Yolu ayrıca, Kültür Bakanlığı ve Valiliğimiz tarafından geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen ‘Türkiye Kültür Yolları’ çalıştayında, ‘Pilot Bölge’ seçildi. Hitit Yolunun artık Unesco isim ve logosu taşıması, Çorum’un Ankara’ya yakınlığı ve bölgedeki Orta Karadeniz Kalkınma Ajansının varlığı, bu kararda önemli bir rol oynadı. Hitit Yolununun pilot bölge seçilmesiyle birlikte bundan sonra Türkiye’de oluşturulacak tüm yürüyüş yolları projeleri, Hitit Yolu standartları baz alınarak hayata geçirilecek.

Hitit Yolu turizm çalışmasının Unesco logosu taşıması ve benzerleri arasında pilot bölge seçilmesi, Çorum’un varolan turizm dinamiklerini gelecek günlerde arttıracak en önemli etkenler olacaktır.


Kaynak : www.corum.gov.tr

4 Şubat 2012 Cumartesi

Çorum, Kültür Yolları Çalıştayı'na Ev Sahipliği Yapıyor

Kültür Yolları Çalıştayı Başladı (04.02.2012)
Kültür Yolları Çalıştayı’nın ikincisi bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özaslan’ın katılımıyla Çorum Müzesi’nde başladı.

2 gün sürecek çalıştayın bugünkü kısmı 2 oturum şeklinde gerçekleştiriliyor. Sabah yapılan oturumda Kültür Yollarının Avrupa Konseyi Kültür Yolları ile Entegrasyanu ele alınırken öğleden sonra ise Kültür Yolları Alanında Proje Çalışmaları, Fon Kaynakları ve AB Projeleri ele alınıyor. Yarın ise çalıştay kapsamında Hitit Yolu Yürüyüş Parkurları inceleme gezisi yapılacak.

Bugün başlayan çalıştaya Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özaslan, Vali Nurullah Çakır, Kültür ve Tüzm Bakanlığı Temsilcisi Ece Yiğit, Avrupa Birliği Delegasyonu Temsilcisi Alperto D’alessandro, Unesco Kültür Rotaları Komite Başkanı Mehmet Kalpaklı, Bilken Üniversitesi’nden Orhan Hallik, AB Delagasyonu Temsilcisi Seda Erden, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Sema Marangoz ile Alacahöyük Belediye Başkanı Rıza Bek ve çok sayıda kişi katılıyor.

Müsteşar Özaslan’ın Kültür Çalıştayı boyunca Çorum’da olacağı belirtildi. Çalıştayın birinci günü Çorum Müzesi’nde yapılacak olan programa katılan Özaslan, yarın da çalıştay kapsamında düzenlenen Hitit Yolu Yürüyüş Parkurları’nda inceleme gezisine katılacak. Müsteşar Özaslan, Hitit Barajı yürüyüşünün ardından Çorum’dan ayrılacak.

DENEYİMLİ İSİMLER ÇORUM’DA
Çorum’da ikincisi düzenlenen Kültür Yolları Çalıştayı’na bu alanda çalışma yapmış çok sayıda kişi de katılıyor. Türkiye’nin önemli turizm ve kültür yollarını hazırlayan yerli ve yabancı bilim insanları,  Çorum’a  gelerek  deneyimlerini paylaşıyor. Likya  Yolu’nu  hazırlayan Kate Clow, Evliya Çelebi Yolu’nu hazırlayan Caroline Finkel, İbrahim  Yolu’nu  hazırlayan  Alison  Tanik  ve Mehmet Oymak, Frig Yolu’nu hazırlayan Hüseyin Sarı, Yenice, İstiklal ve Hitit Yolu’nu hazırlayan Ersin Demirel, Küre Dağları’nı hazırlayan Ercan Yeni, İpek Yolu’nu hazırlayan Chris-Başak Güner, Karia Yolu’nu hazırlayan Altay Özcan, Kaçkar Yolu’nu hazırlayan Zafer Onay, Sultan Yolu’nu hazırlayan Meftun Kutlu, St Paul Yolu’nu hazırlayan İbrahim Ağartan, Walks İn Turkey’i hazırlayan Brian Humphries, Faralya-Kapa’ı hazırlayan Nihat Tokdil, Evliya Çelebi’yi hazırlayan Ercihan Dilari, Kültür Yolları Çalıştayı’na katılıyorlar.



20 Ocak 2012 Cuma

HES’ler Toroslar’daki Roma ve Selçuklu yollarını tahrip edecek

HES’ler Toroslar’daki Roma ve Selçuklu yollarını tahrip edecek

Pazartesi, 16. Ocak 2012, 07:28


Antik Roma yollarıyla, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma kervan ve katır yollarını yok olup gitmekten kurtararak turizme kazandırmayı hedefleyen Kate Clow'un bu projesi yaklaşık on yıldır sürüyor.

Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen yürüşçüleri ağırlayan St. Paul Yolu'na ilgi giderek de artıyor. Ancak Clow'un başı bugünlerde rota üzerinde inşa edilmek istenen baraj ve HES projeleriyle dertte. Çünkü Antalya ve Isparta sınırlarında Toros dağlarının en zengin coğrafyasında projelendirilen Kasımlar Barajı ve HES projesi, St. Paul Yolu'nun önemli bir bölümünü olumsuz ölçüde etkileyecek.


Rota boyunca konaklama yerlerinin sayı ve kalitesinin arttırılmasını hedeflediğini dile getiren Clow, "Küçük grupların konaklayabileceği ev pansiyonları oluşturmayı amaçlıyoruz. Proje hayata geçtiğinde Kesme ve Selge arasında her gün yürüyüşçüler olacak ve her köyde para bırakacaklar. Bu çalışmaların ardından Nisan ayında yürüyüşçüler gelmeye başlayacak" dedi.

"Kasımlar Barajı'nın kapsayacağı alan, St. Paul Yolu'nun önemli güzergahlarıyla kesişiyor. Bu durum gelecek vadeden bu projeyi olumsuz etkileyecek. Bölgeye gelen turistler, sabah gözlerini açıp vadiye baktıklarında baraj inşaatı ve moloz yığınlarıyla karşı karşıya kalacak. Patlayan dinamitler, iş makineleri, kamyonlar ve dayanılmaz bir gürültü. 'Ahh! Neden buraya geldik!' diyecekler. Ben bu durumu tur şirketlerine nasıl izah edebilirim? Bir vadi neden bu şekilde mahvediliyor anlamıyorum. Türkiye, o kadar güzel bir ülke ama Türkler sahip oldukları güzellikleri mahvedebiliyorlar. Bu inanılmaz bir şey! Sanki bir cinayet" şeklinde konuştu.

"Kentler daha çok kalabalık ve sıcak, benzin fiyatları çok daha pahalı olacak. Hepsinden önemlisi iş alanları daha da azalacak. Dünya ekonomisi iflasa doğru sürükleniyor. İşte o zaman geldiğinde kendi köyüne geri dönmek isteyeceksin. İşte o zaman şimdi kolayca gözden çıkardığınız topraklarınız için çok üzüleceksiniz. Gıdanızı, hayvanlarınızı nerede yetiştireceksiniz o zaman? Hangi tarladan karnınızı doyuracaksınız? Türkiye'de şimdilik bir şey garanti; insanlar nerede yaşıyor olursa olsunlar kendi köylerine döndüklerinde kendi ihtiyaçlarını sahip oldukları topraklarda üretebilirler, hayatlarını sürdürebilirler. Bu, gençler için daha çok önemli bir yaşam garantisidir. Toprak bir mirastır ve geleceğin garantisidir. Topraklarınızı asla terk etmeyin ve satmayın."

HES projeleri ve bu projelere donanım sağlayan sektörle Dünya Bankası arasında kolay kredilendirme ilişkileri bulunduğunun altını çizen Clow, İsviçre'de HES tirbünleri üreten büyük bir şirketin iflas ettiğini ve Artvin'de yıllardır bir türlü bitirilemeyen büyük bir barajın bu nedenle işletmeye alınamadığını öne sürdü.

Clow, "Enerjide dışa bağımlıyız diyorlar. Oysa asıl teknolojide dışa bağımlılar. Biz Çoruh'taki yanlıştan bir şey öğrenmedik mi? Hiç ders almadık mı olanlardan? O kadar kişi göç etti, o kadar çiftçi iflas etti hala bir şey öğrenmedik mi biz bu olanlardan? Zeytinden pirince her şey yetişiyordu Arvin'de, şimdi bitti! " görüşünü savundu.



21 Kasım 2011 Pazartesi

Küre Dağları Pan Parks adayı

Küre Dağları Milli Parkı’nın PAN Parks süreci hazırlıkları 10. Avrupa Yabanıl Günleri Konferansı’nda değerlendirildi.

"Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi" uygulamaları ile Küre Dağları Milli Parkı’nın 2006 yılından beri devam eden PAN Parks sertifikasyonu sürecinde son aşamaya gelindi. 2011 yılının son aylarında bağımsız uluslararası uzmanlarca gerekli denetimin yapılarak sertifikanın alınması için son hazırlıklar yapılmakta.
Küre Dağları Milli Parkı’nın PAN Parks süreci hazırlıkları 10. Avrupa Yabanıl Günleri Konferansı’nda değerlendirildi. 18 farklı ülkeden 67 uzmanın katıldığı Konferans, Estonya’nın Soomaa Milli Parkı’nda 14-16 Eylül 2011 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu konferansa PAN Parks adayı milli park olarak katılan Küre Dağları Milli Parkı’nın deneyimi ve PAN Parks süreci tüm katılımcılarla paylaşıldı.

Konferans sırasında PAN Parks sertifikalı Soomaa Milli Parkı’nda korunan alan yönetimi, ziyaretçi yönetimi, sürdürülebilir turizm stratejisi uygulamaları ve yerel işletmelerin turizm uygulamaları yerinde incelendi. GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” proje yönetim biriminin uluslararası PAN Parks sertifikasyonunu denetimi sürecinde yer aldığı Litvanya’nın Dzukija Milli Parkı ve Cepkeliai Tabiatı Koruma Alanı’ndan oluşan korunan alan PAN Parks sertifikası alan 12. korunan alan olarak tescillendi.

PAN PARKS NEDİR?
PAN Parks, Avrupa’ya özgü, bağımsız bir korunan alan sertifikalandırma sistemidir. Bir korunan alanda sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi yoluyla doğanın daha iyi korunmasını sağlamayı amaçlar. PAN Parks logosu Avrupa’da milli parklar için hem doğal değerler hem de sürdürülebilir turizm açısından bir seçkinliğin işaretidir.
Bir korunan alanın PAN Parks sertifikası alabilmesi için aşağıdaki 5 kritere sahip olması gerekmektedir:

Kriter 1 - Zengin doğal miras: Korunan alan içinde en az 10.000 hektar yabanıl alanın varlığı
Kriter 2 - Doğa Yönetimi: Korunan alanın yönetim planın olması
Kriter 3 - Ziyaretçi Yönetimi: Korunan alanın ziyaretçi yönetim planının olması
Kriter 4 - Sürdürülebilir Turizm Stratejisi: PAN Parks bölgesi için sürdürülebilir turizm gelişme stratejisinin olması
Kriter 5 – Ortaklıklar: Bölgede belirli kriterler çerçevesinde çalışan yerel işletmeler ve korunan alan yönetimi arasında yerel iş ortaklıklarının kurulması


Kaynak : www.kdmp.gov.tr


18 Kasım 2011 Cuma

Gastronomi Yolu tanıtıldı

Kızılırmak Havzası Çorum Gastronomi Yolu Projesi’yle ilgili çalışmalar sürdürülüyor...

Konuyla ilgili olarak Çorum Valiliği bünyesinde bir tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Çorum Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Özüdoğru, Çorum Müze Müdürü Dr. Önder İpek, Yerel Rehber ve Proje Uzmanı Ersin Demirel ile görevliler katıldı. Demirel’in proje hakkında bir sunum yaptığı toplantıda projeye dair sorular soruldu ve karşılıklı fikir alışverişi sağlandı.

Çorum Valiliği’nce geçen yıl hazırlanan ve uygulamaya konulan Hitit Yolu Projesi’nin ardından başlatılan Kızılırmak Havzası Çorum Gastronomi Yolu çalışmalarının hızla devam ettiğini kaydeden Demirel, “Proje kapsamında Kızılırmak Havzası boyunca uzanan yerleşim birimlerinin kültürel, tarihsel ve doğal güzellikleri değerlendiriliyor. Geleneksel ve özgün yemek kültürünün etrafında çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışma sırasında öncelikle Kızılırmak Havzası’ndaki Çorum’a bağlı ilçelerin mutfaklarının özellikleri, geleneksel sofra düzeni ve kullanılan ekipmanlar, pişirme yöntemleri ve özel gün yemekleri araştırılacak” dedi.

12 Kasım 2011



19 Ekim 2011 Çarşamba

Küre Dağları Hürriyet Seyahat Eki'nde

Valla Kanyonu’ndaki kartal yuvası

Serhan YEDİG, 17 Ekim 2011
Sonbaharın ressamları kıskandıran renklerle dolu fırçası Batı Karadeniz ormanlarında dolaşmaya başladı. Küre Dağları’nın yüksek yamaçlardaki orman güllerinin yaprakları kan kırmızısına döndü. Böğürtlen çalıları pembeye, kestane ve gürgen ağaçları altın sarısına boyandı. Avrupa’nın canlı çeşitliliği açısınan en zengin ormanlarından biriyle kaplı Küre Dağları Milli Parkı birkaç hafta içinde tamamen sonbahar renklerine bürünecek. Kastamonu’nun milli park sınırları içindeki Pınarbaşı ilçesi bugünlerde yürüyüşçülerin, fotoğrafçıların, motosikletlilerin uğrak yeri. Görkemli Valla Kanyonu, Ilıca Şelalesi ve ormanlarda bu görsel şölen kasım sonuna kadar sürecek.

Kastamonu’da çevresi yüksek, ortası çukur alanlara “kokurdan” adı veriliyor. Çorakkıran Tepesi’nin (1134 metre) yanı başındaki Kokurdan Yaylası da çam, köknar, gürgen ormanının ortasında çorba tabağını andıran bir çayırlık. İçinden ince bir dere geçiyor. Valla Kanyonu’nun yanı başındaki bu yayla Kerte Köyü’nün otlağı. İhsan Bey’in yaz boyunca piknikçilere ve odun yüklü kamyonların şoförlerine çay, meşrubat servisi yaptığı, yaban hayvanlarından korunmak için çevresini yüksek tel çeperle çevirdiği çadırdan başka hiçbir yapı yok çevrede. Kokurdan’ın özelliği, panoramik kanyon manzarasının en güzel göründüğü Tukurkaya’ya bu yayladan ulaşılması.

Ilıca Köyü’nden hareket eden midibüsümüz, yazdan kalma güzel bir cumartesi sabahında Devrekani Çayı’nın oyduğu derin vadinin doğu yamacına yavaş yavaş tırmanıyor. Sabah vadiye girerken gördüğümüz, çayın üstünü tül gibi kaplayan sis perdesi kaybolup gitmiş. Yerini pırıl pırıl bir güne bırakmış. Kerte Köyü’ne bağlı, birkaç evden oluşan, mahalleler yol boyunca sıralanmış: Kayaali, Kancılar, Gedik... Meyve ağaçlarıyla kaplı bahçelerinde mısır, fasulye yetiştirilen ahşap evlerde kış hazırlıkları çoktan başlamış. Kazanlarda reçellik kızılcıklar, pekmezlik yaban elması şırası kaynatılıyor. Yolda tek tük köylüye rastlıyoruz. Kadınlar düğüne gidermiş gibi rengârenk giyinmiş. Kırmızı, siyah çizgili etekler, mavi iplikle desen işlenmiş parlak sarı yelekler, kavuniçi gömlekler... Dağlardaki renkler bir yana, sadece bu bölgenin yerel giysili kadınları bir fotoğraf sergisinin konusu olabilir...

DÜNYANIN EN ÖNEMLİ 200 ORMANINDAN BİRİ
Bu yıl gelmek bilmeyen yaz, şimdi de gitmekte ayak diretiyor. Sonbahar eşikte, sırasını bekliyor. Ekimin ortasına geldiğimiz halde, Küre Dağları’nda geceleri sıcaklık 5 dereceye kadar inse de, gündüz 20 derece civarında. Bu nedenle güz renkleri ormanlara yeni düşmeye başlamış. Kuzeye bakan, güneş almayan sırtlardaki dağ güllerinin, dağ asmalarının yaprakları, papaz külahlarının meyveleri kıpkırmızı. Böğürtlenler ise henüz gül pembesi tonlarında. Kayınların bir kısmı altın sarısına dönmüş. 10 gün içinde tüm ormanlar bu renklere boyanacak.

Kokurdan’dan Tuturkaya’ya yürüyüş mesafesi yaklaşık 10 kilometre. Bu güzergâhı, ormandaki kestirme patikalardan yürümek de mümkün, mesafeyi uzatıp orman yolundan da. Orman yolu beyaz-kırmızı boyayla işaretlenmiş. Fakat bizim rehberimiz Emrah Özkök “Yollar kamyonlar, patikalar insanlar içindir” felsefesini savunuyor. Bu nedenle, farklı mesleklerden, 25-60 yaş arasındaki yürüyüşçülerden oluşan 20 kişilik grubumuz önce orman patikalarında, kayaların arasında iki saatlik heyecan yaşayıp, ardından orman yolunu seçiyor.

Kastamonu’dan Bartın’a uzanan Küre Dağları, Avrupa’daki korunması gereken 100 önemli ormandan biriyle kaplı. Uluslararası Doğa Koruma Vakfı’na (WWF) göre, dünyadaki en önemli 200 ekolojik bölge arasında. İçine köylerin de girdiği 37 bin hektarlık alan 11 yıldır milli park statüsünde. Her ne kadar şimdilerde HES projelerinin tehdidi altında olsa da, doğası korunuyor. Bölgede ayıdan sırtlana, vaşaktan kurta pek çok yaban hayvanı yaşıyor. İçlerinde en korkulanı ayılar. Ağırlığı 400 kiloyu bulan bu dev hayvanlar, ansızın karşısına çıkılmadıkça, yavrulu annelerine rastlanmadıkça insanlardan uzak duruyor. Yollardaki ayak izlerine, dışkılarına, ormanın kuytularındaki ezilmiş otlara bakılırsa, bu bölgede nüfusları epeyce kabarık. Nitekim yolda karşılaştığımız köylüler o gün biri yavrulu iki ayının görüldüğünü söylüyor. Güvenli yürüyüş için arada bir bağırmak, gürültü yapmak, çevredeki hayvanları varlığınıza dair uyarmak gerekiyor. Bizim grupta bu görevi üstlenenler elindeki nacakla yol açan rehberimiz ve artçı yürüyüşçü.

SOLUK KESEN MANZARA
Elimdeki GPS’e bakılırsa, çevremiz yüksekliği 1100-1300 metre irtifadaki tepeciklerle çevrili. Fakat yüksekliği 20 metreyi bulan ağaçların arasından bu tepecikleri görmek mümkün değil. Orman içinde bir süre yükseldikten sonra, Takur Tepe’ye (900 metre) doğru inişe geçip, ardından orman yoluna giriyoruz.

Sonbaharda doğada yürüyüş yapmanın en güzel yönlerinden biri, yol boyunca damağınızı tatlandırma fırsatı sunması. Erik iriliğindeki böğürtlenler, kıpkırmızı yaban elmaları, frigler, alıçlar damağınızı, yabani nane, kekik ve birçok aromatik bitki burnunuzu şenlendiriyor. Allahçıkaran Sırtı’nı geçip Tukurkaya’ya vardığımızda bizi Valla Kanyonu’nun ilk çarpıcı manzarası karşılıyor: Karşımızda sur kapısı gibi heybetli Hacer Kayası (900 metre), batımızda Gök Tepe (980 metre)... Fakat kanyonun alt tarafı bitki örtüsünden görünmüyor.

Patika işaretlerini takip edip, 500 metre kuzeyimizde, Kanlı Çay’la Devrekani Çayı’nın birleştiği vadiye bir ok gibi uzanan diğer kayalığa doğru iniyoruz. Her iki yanımızda uçurumlar, ardında görkemli kaya duvarlar var. Kış boyunca Karadeniz’in şiddetli poyrazıyla kamçılanan sarp kayalardan geniş yapraklı, güçlü gövdeli meşeler, köknar ağaçları yükseliyor.

Orman içindeki kayaların aksine burada taşlar çıplak, hatta cilalanmış gibi. Sadece ağaç kökleri zümrüt yeşili yosunla kaplı. Taşların üstünden sekip, son bir kaya blokuna tırmanıyoruz. Ayaklarımızın altındaki manzara, yükseklik korkusu olanlarda ani kalp krizine yol açabilecek kadar ürpertici. Kaya blokunun önünde, biraz daha alçak bir makilik var. Fakat iki yanındaki uçurumlar yaklaşık 600’er metre derinliğinde. Dikkatsiz atılan adım, kayan taş, çökecek kaya bloku insanı birkaç saniyede vadinin dibine indirebilir. Nitekim geçen yıl bir fotoğrafçı genç kızın bu kayalardan düşüp, hayatını kaybettiği söyleniyor.

Tüm bu ürperticiliğine karşın manzara müthiş. Kuzeybatımızdaki vadide, yaklaşık bin metreden, 300 metreye inen Derekani Çayı ve vadisi, güneydoğumuzda aynı çayın diğer vadisi, önümüzde geniş bir vadide akan Kanlı Çay uzanıyor. Üç ayrı akarsuyun kesiştiği izlenimi veren vadinin hemen arkasındaki tepede, 30 haneli Valla Köyü ve uzaklardan rahatlıkla görülebilen bayrak direği, çayın yatağındaki turkuvaz renkli gölcükler, uzaklarda pamuk gibi bulutlar...

Bu manzarayı görmek için bu kadar yol yürümeye değer.

YÜRÜYÜŞ PARKURLARI İŞARETLENDİ VERİLER YAYIMLANMAYI BEKLİYOR
Son yıllarda birbiri ardına Yenice Ormanları, Hitit Yolu, Azdavay’da yürüyüş parkurları hazırlayan, rehber kitaplar yayımlayan fotoğrafçı Ersin Demirel, geçen yıl Küre Dağları Milli Parkı’nda benzer bir çalışma yaptı. Geçmişte köylülerin kullandığı, kiraz, şimşir, tuz taşıdığı farklı rotalardaki patikalardan yararlanarak 36 yürüyüş ve 12 bisiklet parkuru hazırladı. Bu parkurları işaretledi. Bisiklet parkurlarının toplamı 900, yürüyüş parkurlarının toplamı 746 kilometreyi buluyor. Ancak parkurlara henüz tabelalar yerleştirilmedi. Milli Parklar Genel Müdürlüğü bu çalışmayı tamamladıktan sonra parkurlar, GPS kodları, yaban hayvanları ve diğer tehlikelerden korunma rehberi internette yayımlanacak, erişim ücretsiz olacak. (www.kdmp.gov.tr) GPS kodlarının bir bölümünü Ersin Demirel’in blog’unda bulabilirsiniz. (ersindemirel.blogspot.com)

FOTOĞRAFLARI İNTERNETTE YAYILDIKÇA ZİYARETÇİSİ ARTIYOR
Pınarbaşı Belediyesi iki yıldır ilkbaharda fotoğraçılara yönelik etkinlik düzenliyor. Pınarbaşı Ulusal Fotoğraf Buluşması bu yıl mayıs ayında ikinci kez düzenlendi. Fotoğraflar belediyenin web sayfaları ve Picassa üzerinden paylaşıma açıldı. Bu çabanın sonucunda Ilıca Şelalesi’ne gidenlerin sayısında önemli bir artış oldu. Şelale, ilçe merkezine 12 kilometre uzaklıkta. Ilıca Mahallesi’nden yaklaşık 10 dakikalık yürüyüşle ulaşılıyor. Belediye yollara taş döşemiş, şelalenin önüne bir seyir terası yapmış. Sarp dağlardan gelen su 10 metre yükseklikten dökülüyor. Bu arada şelalenin kaya duvarından da yeraltı suları çıkıyor. Köyde yerel mutfak ürünlerini tadabileceğiniz bir kır restoranı bulunuyor. Ilıca ismini bölgedeki sıcak su kaynağından almış. Park Ilıca bungalovlarının hemen arkasındaki Bizans hamamının sadece bir duvarı ayakta kalmış. Yeraltından çıkan su 24 derece ve şifalı olduğuna inanılıyor.

KARAFASILLI’NIN BUZHANESİ
Dereler, nehirler, yeraltı suları Pınarbaşı çevresindeki kireçtaşı dokusunu binlerce yıl içinde oyarak büyüleyici kanyonlar, mağaralar, yeraltı nehirleri meydana getirmiş. Dünyanın en uzun kanyonlarından Valla, ünlü Ilgarini Mağarası hep bu doğa olayının sonucu. Bölgede Ilgarini gibi keşfedilmeyi bekleyen birçok mağara bulunuyor. Bunlardan biri de Buzluk Mağarası. Pınarbaşı - Azdavay otoyolu üzerindeki Karafasıllı Köyü’nden yaklaşık bir saatlik orman yürüyüşüyle ulaşılıyor. Geniş bir girişi olan mağaranın tavan yüksekliği yaklaşık 20 metre, derinliği 150 metre. Üç büyük galeriden oluşuyor. Köylülerin kışın kar biriktirdiği, hazirana kadar buzlarını kullandığı mağaranın içinde su damlalarının oluşturduğu dev oluşumlar dikkat çekiyor. Tavandaki tuz ve metaller ışık tutulduğunda gümüş gibi parlıyor. Mağaranın dibindeki bazı galeriler defineciler tarafından kırılmış. Buna karşın son galerinin dibindeki oluşumlar büyüleyici güzellikte.

NASIL GİDİLİR
Kastamonu’nun Pınarbaşı İlçesi, karayoluyla İstanbul’dan 463, Ankara’dan 325 kilometre uzaklıkta. İlçede iki konaklama tesisi var: Paşakonağı sekiz odalı geleneksel bir Kastamonu konağı (0366 771 33 75), Park Ilıca beşi dubleks, toplam 14 bungalovdan oluşuyor. Bungalowlarda tuvalet, duş, sıcak su bulunuyor. (0366 711 23 57) Bölgeye yürüyüş odaklı tur firmalarıyla da gidebilirsiniz:

Patika Tur  : **-***      , 220 TL (www.patikatour.com)
Gezici Yak  : 4-8 Kasım, 540 TL (www.geziciyak.com)
Tamzara    : 5-8 Kasım, 440 TL (www.tamzaratur.com)



Kaynak : Hürriyet Gazetesi Seyahat Eki (17 Ekim 2011)

26 Eylül 2011 Pazartesi

Kızılırmak Havzası Çorum Gastronomi Yolu çiziliyor


Çorum Valiliği’nce geçen yıl hazırlanan ve uygulamaya konulan Hitit Yolu Projesi’nin ardından başlatılan Kızılırmak Havzası Çorum Gastronomi Yolu çalışmaları hızla devam ediyor.

Proje kapsamında Kızılırmak Havzası boyunca uzanan yerleşim birimlerinin kültürel, tarihsel ve doğal güzellikleri değerlendiriliyor. Geleneksel ve özgün yemek kültürünün etrafında çalışmalar yürütülüyor.

Bu çalışma sırasında öncelikle Kızılırmak Havzası’ndaki Çorum’a bağlı ilçelerin mutfaklarının özellikleri, geleneksel sofra düzeni ve kullanılan ekipmanlar, pişirme yöntemleri ve özel gün yemekleri araştırılacak. Yemek ve yiyecekle ilgili gastronomik değerler belirlendikten sonar yurt dışında örnekleri görülen manzaralı araç yolu (panoramic driving route), yürüyüş ve bisiklet rotaları oluşturulacak. Çorum mutfağını şekillendiren özel ürünlerin tanıtımının yanı sıra, Kızılırmak ve çevresi boyunca var olan tarihi ve diğer kültürel değerler de söz konusu turizm projesine eklenecek.

Çeltik tarlaları, meyve bahçeleri, baraj gölleri ve ilçelerden geçen Kızılırmak’ın yaşamsal değer kattığı topraklarda yürütülecek çalışma, akarsuya sınırı olan ilçelerin tümünü kapsayacak.Tüm bölgede binlerce yıllık tarihin yansıması olan mutfak kültürü araştırılıp özgün yemekler öne çıkarılarak Gastronomi Yolu’nun temeli atılacak.

Ardından Obruk Baraj Gölü, Bayat-İskilip-Kargı-Osmancık yaylaları değerlendirilerek yürüyüş ve bisiklet rotaları belirlenecek. Güneyde Çankırı, kuzeyde Sinop sınırları arasındaki Çorum-Kızılırmak Havzası’nı bir baştan bir başa kat edecek olan çalışma esnasında doğal güzellikler, tarihi ve kültürel değerler, el sanatları, folklorik ve otantik öğeler de değerlendirilecek. Özellikle Pafligonya bölgesine giren coğrafyalardaki kaya mezarları ve antik yerleşimler, hiç çivi kullanılmadan yapılmış yöresel adı ‘çatkı’ olan yayla evleri, Bayat Eskialibey Beldesi’ndeki halı-kilim-çanta dokumalarından oluşan el sanatları çalışma kapsamına alınacak.

Çalışma sırasında köy köy gezilerek yemek kültürü ile ilgili araştırmalar yapılacak. Bu projeyle koordineli olarak devam eden “Hitit Yemekleri Yarışması Kitabı” çalışmasındaki Kızılırmak yemekleri, özet olarak Gastronomi Yolu kitap projesinde de yer alacak.

11 Ağustos 2011 Perşembe

Hitit Yolu Skylife Dergisi'nin Ağustos 2011 sayısında

17 Parkurda Hitit Yolu


BOĞAZKALE
Boğazkale Milli Parkı içindeki Hattuşa ve Alacahöyük ören yerleriyle Şapinuva antik kenti arasındaki alana yayılan Hitit Yolu, 385 kilometrelik 17 parkurdan oluşuyor. Kırmızı-beyaz işaretlerle belirlenmiş patikalara yerleştirilen tabelalar ve GPS koordinatlarıyla Hitit Yolu, hemen herkesin bisikletle ya da yürüyerek tamamlayabileceği parkurlara sahip.

HATTUŞA
Hititlerin başkenti Hattuşa, altı kilometrelik sur duvarları ve çivi yazılı tablet arşivleriyle de UNESCO’nun Dünya Belleği listesinde. Saray kompleksi, tapınaklar, tabletler, anıtsal kapılar, tahıl ambarları, sfenksler ve sur duvarlarını gezdikten sonra 23 kilometrelik Hattuşa - Boğazkale Göleti - Yazır Köyü - Hattuşa rotasını yürüyebilirsiniz.

YAZILIKAYA
Dileyenler bir başka Hitit Yolu güzergâhı olan Hattuşa’ya iki kilometre uzaklıktaki Yazılıkaya parkurunu adımlayabilirler. İlkbahar aylarında bereket şenliklerinin yapıldığı bu gizemli kutsal alan, Hitit panteonunun görselliğini yansıtan heybetli kabartmalarla mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.

ALACAHÖYÜK
Türkiye’nin en uzun nehri ünvanına sahip Kızılırmak’ın kollarından Budaközü Çayı kenarındaki Alacahöyük - Karakaya parkurunun uzunluğu dokuz kilometre. Ayrıca bölgede Kalehisar ve Selçuklu eseri Behramşah Külliyesi’ni keşfetme fırsatı bulacağınız yedi kilometrelik Alacahöyük - Mahmudiye güzergâhını deneyebilirsiniz.

İNCESU KANYONU
Ortaköy ilçesindeki kanyonda Anadolu’nun en büyük Kybele kabartması bulunuyor. Irmak debisinin yüksekliği nedeniyle zor ulaşılan iki metrelik bu dev esere yürüyüş platformu yapılması planlanıyor. Kanyonun tepesinde ise içinde eski yerleşim kalıntılarının bulunduğu bir mağara var. Yörede kale denilen mağaraya, işaretlenmiş dört kilometrelik parkurla ulaşılıyor.

GÖLETLER
Evci, Çatak, Kızılhamza, Soğucak, Kalecikkaya, Gölpınar ve Boğazkale göletlerinin kıyıları yürüyüş yapanlara hem kamp imkânı sağlıyor hem de serin bir ortam sunuyor. Göçmen kuşların da uğrak yeri olan bu göletler, gözlemi yönünden zengin bir potansiyel taşıyor. Göletler aynı zamanda kano, kürek ve yelken gibi su sporlarıyla uğraşan meraklılarını bekliyor.

KEŞİF: ALACA VADİSİ
Hitit Yolu ile turizme açılan 27 kilometrelik vadi, Alaca ilçesi yakınlarında. Geven Köyü’nden başlayan vadi Değirmenönü, Dereyazıcı ve Şanlıosman köylerini geçerek Cemilbey’e erişiyor. Gerdekkaya Mezarı, Akçasoku, Kabilkışla ve Pazarlı mağaraları gibi tarihi mekânlardan geçen vadide, biraz nemli ama bir o kadar da keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.

27 Haziran 2011 Pazartesi

BuklaMania'dan Hititlerin İzinde Trekking

Bukla Tur, Hitit Yolu'nu 'Haftasonu Yürüyüşleri' portföyüne ekledi.

Tur hakkında bilgi almak için

http://www.bukla.com/hititlerin_izinde_trekking.php

adresini ziyaret edebilirsiniz.

10 Haziran 2011 Cuma

Azdavay ve Şenpazar kitapları hazır


Kastamonu'nun Azdavay ve Şenpazar ilçelerinde tamamlanan yürüyüş parkurları çalışmalarının ardından hazırlanan rehber kitaplar basıldı.

Şenpazar Yürüyüş Parkurları kitabını edinmek için www.senpazar.gov.tr adresini ziyaret edebilir, kaymakamlik@senpazar.gov.tr adresine e-posta gönderebilirsiniz.

Azdavay Yürüyüş Parkurları kitabını edinmek için www.azdavayyuruyus.com adresini ziyaret edebilir, bilgi@azdavayyuruyus.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.